18 Mayıs 2017 Perşembe

Geçen gene...

kadıköy'de bir mekana gittik saat öğlenden sonra 3 sıraları. acıkmışız. ben de bursa'dan gelmişim istanbul'u öyle kısmen biliyorum. arkadaşımla buluştuk dedik yemek yiyelim. mekana oturduk mönü geldi ama hiçbir siparişin karşısında fiyat yazmıyor. daha doğrusu hepsinin üstüne kırmızı şerit cekmisler. sanırım fiyatlar değişecek. 

dipnot: buna makro iktisatta enflasyonun katalog maliyeti denir bir de kösele ayakkabı maliyeti vardır. 

neyse, konuya dönelim. ulan dedim herhalde en ucuzu hamburgerdir onu söyledik. iki hamburger yedik zaten avucum kadar birseydi. hamburgerlerin gelmesi ile bitmesi arası 3-4 dakika. patatesler dahil. kalkmadan hesap istedik 42 tl geldi. 

ulan amina koyayim 2 hamburger nasıl 42 tl olur. garsonu çağırdım 'abi bi yanlışlık yok demi 2 hamburger 42 yazıyor burada' dedim adam doğru hesap efendim dedi. peki wifi var miydi burada dedim evet tabi ki dedi. şifreyi istedim verdi. 

hemen safari yi açtım 192.168.1.1 e girdim. 

kullanıcı adı : admin
şifre : pasaword 

klasiği denedim ve girdim. modem arayüzüne girdim bi kere. 

wifi adini xxxxx steakhouse dan kazikci xxxx diye (büyük harflerle) değiştirdim. 

wifi şifresini de birleşik olacak şekilde '21 tl burger ne oc) diye büyük harflere dikkat ederek değiştirdim. 

ardından modem arayüzüne girerken kullanılan ve fabrikadan çıkışta 'password' olan şifreyi de hirsizlpicler16 diye değiştirdim amk. 

sonra da hesabı kufur ede ede ödedik. yetmedi bi tuzluk da çaldık. 

dün arkadaşıma dedim git o mekana bi cay iç. gitmiş adamlardan wifi istemiş arızalı demişler. wifi adini görünce direk modemi söküp atmışlar amk. keşke jeneratöre bağlı ve elektrik bağlantısı kesilemeyen modemlerden olsaydi da cümle kadıköy'e rezil olsaydilar o isimle amk. belki saçmaydı ama intikam intikamdır amk müşterilerini soyarlarken wifi hizmeti veremeyecekler o bile eksi puan.

ben foursquare a girip not bırakmam, ben eksi sözlüğe girip entry yazmam, ben gurme değilim gazeteye de yazmam da böyle yaparım.

23 Nisan 2017 Pazar

Edit..

ben seni kalbimle sevmedim. öyle olsaydi sen gittikten sonra ölürdüm.

ben seni beynimle sevdim. sen gittikten sonra senden başkasını senden haricini düşünemez oldum.

ben seni ciğerimle sevdim. sen gittikten sonra nefes alamaz oldum.

anlayacağın, nefes alamıyorum, beynime oksijen gitmiyor ve düşünemiyorum. yaşıyorum ama hayat belirtim yok. tıpta buna bitkisel hayat diyorlar.

anlayacağın; sen gittikten beri makinaya bağlı yaşıyorum.

20 Nisan 2017 Perşembe

Bir çıkar yolum yok

etkisindeyim görmüş olduğum şaşkınlıkların,
kurtulmalıyım, dışında kalmalıyım alışkanlıklarımın.
bana benden haber veren rüyalarımın bir anlamına varmalıyım,
bir yoldan çıkışa varmalıyım.
yaşadıklarım ve anımsadıklarımdan ibaretim ben.
umursadıklarım sâdık olanlar,
dışladıklarım özüne bağlı kalmayanlar.
sözüne yalan katan terazi şaşkınları,
farâzi mâlumatları..
şüpheciliğimin sebebi insanlar,
yada insan olup insanlık dışı roller kapanlar.
rabbime hamd-û senâlar olsun,
yazdırıyor ilham kalemi elhamdülillah,
yolundayım ne eyleyim alemi ?
insanlar komik; onları anlaman için yeter mimik.
tek sahipliğimiz bilmem kaç gram et ve içine sığınan kemik;
onu da toprak alır elde var ölüm, hüzünlü son bölüm.

yaklaş bana yanmazsın, yansan da o senin içinde yangın.
şu an aklına düştüm, aklın yolu birdir dedim yürüdüm.
mevzum nedir anlarsın, arzum sana yalvarsın.
şu an kendimi gördüm, küçüldükçe küçüldüm eyvah!

şu an beni dinlediğini biliyorum,
seni görür gibi oluyorum,
analiz ediyor yazıyorum,
açımı bulup çiziyorum,
gözümü siliyor yanıyorum,
düşünü biliyor üşüyorum,
ama bir çözüme varıyorum, dinle:
sınıf arkadaşlarım yazdıklarımı silsin,
hayat bilgisi kitaba sığmaz başkalarına yedirin.
fazla rahattan delirin, gazla,
menzilimden gidin, gerçeklerimi bana verin, fıtratınızı gerdirin.
heves ve hırs toz misali, mâneviyat dev saray,
yaşananlara şahidimiz şems ve ay,
özel hayatlar deşifre olmuş, herşey açık vay vay.
laboratuvar içinde hangimiz değil yedek kobay?
bende kaçacak ayak yok bu taarruz meydanından, benden sakın.
akın akın birlikler lirik sürer mikrofondan,
uyuşmakta can damarım, patlayan dikişlerimi yamarım.

yaklaş bana yanmazsın, yansan da o senin içinde yangın.
şu an aklına düştüm, aklın yolu birdir dedim yürüdüm.
mevzum nedir anlarsın, arzum sana yalvarsın.
şu an kendimi gördüm, küçüldükçe küçüldüm eyvah!

18 Nisan 2017 Salı

Anlatılanlar başka yaşanan başka

bu aşkın alevini küle döndürdün
yüreğimi yakacak ateş mi kaldı
sen de beni terkedip gittikten sonra 
yarınıma doğacak güneş mi kaldı

güzel derlerdi çocukken aşka
sanki uçarmış tutulan aşka
anlatılanlar başka yaşanan başka
bir daha sevmek için heves mi kaldı

o eski hatıralar rahat bırakmaz
hiç bitmeyen hasretin aklımdan çıkmaz
anladım ki birtanem sensiz yaşanmaz
huzurla aldığım bir nefes mi kaldı

güzel derlerdi çocukken aşka
sanki uçarmış tutulan aşka
anlatılanlar başka yaşanan başka
bir daha sevmek için heves mi kaldı

17 Nisan 2017 Pazartesi

Ben bu ara eskisinden daha hızlı yaşlanıyorum

Olanları unutup geriye dönemem.
Yandım çok; öylece sönemem.
Bir kül kalır illa senden ya da benden

Gel denizler aşalım, benimle gelmen şart.
Hala beraber ölmediğimiz yerler var
Lütfen erken kalk; tanrından al izini.
Sahip olmadıklarınla doldur valizini
Ve çık.
Sonra fayda etmez harbe tekbir
Al alır semayı sela yar; bir olur kan ve tekdir.
Yayılır kalbe dek kir
Çocuklar ölüyorken senin vicdanın rahatsa
Bir sorun var demektir.
Ellerim gökte;
Başka bi aşk arıyorum.
Güneşte yaş kalıyorum.
Ağlamamam yaş kanıyorum.
Benden başka mı yolun?
İyi gibisin be;
Ben bu ara eskisinden daha hızlı yaşlanıyorum
Diyar diyar gezdim; önüme kapın çıktı.
Tanrım, söyle hayallerimi nasıl yıktın?
Yaşadığımdan anlamadım bir şey;
Bütün hayatım sadece güzel bi ölüme hazırlık mı?

Olanları unutup geriye dönemem.
Yandım çok; öylece sönemem.
Bir kül kalır illa senden ya da benden

“Bu yazgı değişmeyecek anladığımda çok geçti”
Dediğin anda belki gelir birisi anlar seni
Kalmadı umudum, çok karanlık; çok.
Açmadan gözlerini bilemezsin; yok.
Bir gece söküp yerinden kalbimi çaldılar
Onlar kalbini değil korkularını aldılar
Düşünmek istemiyorum artık
Düşün
Düşün ki yeniden sızlamasın bu ağrılar
Evimden uzaktayım; yatarken yatagımda
Gökyüzü sanki sana gülmüyor bu ara, ha?
Dünya bomboş gibi; sanki sade ben varım
Ve bir de şu haline sebep olan kadın
Unutmak istedikçe, daha çok kazınıyor.
Zaman bir hokkabaz ve hep o kazanıyor
Hiç olmayacak bir yerde oldurup imkansızı,
Sonra bütün bunların hepsi hile diyor değil mi?
Aynen Öyle

Deliye döndüm duyunca çekip gittiğini
Nereden bileceksin sen nerede bittiğimi

Olanları unutup geriye dönemem.
Yandım çok; öylece sönemem.
Bir kül kalır illa senden ya da benden


16 Nisan 2017 Pazar

Peki ya şimdi ne olacak ?

Türkiye'de 16 nisan 2017 günü yapılan referandumla çalınan oylar kullanılan mühürsüz sahte pusulalar ve bilimum yolsuzlukla Evet zorla ite kaka çıkartıldı. Bu sonuç meşru mudur ? Türkiye gibi hukuksuz bir ülkede evet meşrudur. Peki vicdanen ? Hayır değildir. Çünkü Hayır diyenler vicdanen de meşru olmasını istiyordu. Ancak Müslümanım diye geçinen, Müslüman namaz kılıyor diyerek oy verdikleri şahsın oy çalmasına hak yemesine hele de kul hakkı yiyip kendini peygambere benzeterek kısmen şirke girmesine göz yumuyorlar çünkü o Allah'ın peygamberlik yetkisi vermediği bir gizli peygamber onların gözünde. Neyse ki son peygamber belli. En azından AKP seçmeninin henüz %50 si Erdoğan'ın peygamber olmadığını düşünebiliyor. Ya Kuranı kerim de Hz. Muhammed'in son peygamber olduğu yazılmamış olsaydı ?

Neyse...

Peki bundan sonra ne olacak ?

Öncelikle fikirlerim bana ait ve bağımsız olduğunu belirteyim. Sadece bir öngörüdür.

Tarihte, totaliter rejim, elitist yönetim, oligarşik yönetim, tek parti yönetimi, tek adamlık, diktatörlük, tiranlık gibi birden çok türü ve ismi olan bir sisteme zorla geçirildik. Bu sistemde sadece AKP'nin ve AKP'nin türevi olan sağ partilerin iktidar olabileceğini herhalde referanduma gidip oy kullanabilenler olarak akıl edebilmişsinizdir. Bunu bilmeden oy kullandıysanız kendinizi sorgulayın.

Bu dakikadan sonra Anayasamızda gözle görülemeyen ama gözlerinizi kapatıp beyninizi çalıştırdığınızda daha net görebildiğiniz bir madde yer alacak. Türkiye Cumhuriyeti devleti, Recep Tayyip Erdoğan ve Partisinin ortak malıdır.

Bu maddeden yola çıkarak artık anayasal olarak bir Kaddafi (Zalim olanından) - Esad (Katil olanından) - Saddam (Korkak olanından) - Mübarek (Münafık olanından) - Zeynel bin Abidin (Hırsız olanından) var olacak. Peki bu kişilere ne oldu ? Herhalde her yerde siyasetle alakalı ahkam kesecek kadar siyaset bilimi profesörü olduysanız bu şahıslara ne olduğunu da biliyor olmalısınız.

Zeynel Bin Abidin soyduğu Tunus'un tüm hazinesini yanına alarak ülkeyi terk etti. Kaddafi çektirdiği zulümler karşısında eziyet ve işkence ile halk tarafından öldürüldü. Mübarek 'Müslüman Kardeşler' tarafından köpeği olduğu batıya kaçmaya zorlandı. Saddam bir hücre deliğine saklanırken yakalanıp idam edildi. Esad milyonlarca kişiyi öldürüp evinden edip koca bir ülkeyi gerekirse taş üstünde taş bırakmayacak kıvama getirmesine rağmen inatla baştan inmedi. Çünkü o ülke onun 'tapulu malı !'.

Dipnot eklemekte yarar var. Bu ülkelerin hepsinde seçim yapılıyordu. Her seçimi de tarihi rekorlarla bu diktatörler kazanıyordu.

Lafı daha da uzatmadan meseleye geliyorum. Avrupa'ya kafa tutan, basına ve toplumun muhalif kesimine işkence gibi bir hayat yaşatan, ülkesinin dünyadaki prestijini yerin dibine soktuğu için başka ülkelere gitmek isteyenlerin de gidemediği bir ülke olan Türkiye'nin lideri RTE, 'ciddi bir tehlike' olarak şimdiden konuşuluyor. Ve yakın gelecekte 'lan zaten bu meclisteki 600 kişinin kavgalarla çıkarttığı kanunları ben bir gecede çıkarabiliyorum ey amasyalı kardeşim bu 600 vekile boşu boşuna yılda 500 trilyon maaş vermek ayıp değil mi yazık değil mi ?' diyerek bir nevi halkın desteğiyle (yine yolsuz seçimle) veya kendi kafasına göre bir gecede meclisi kaldıracak. O çok benzetildiği Abdülhamit'in yaptığı gibi.

Demokrasinin askıya alındığı, insanların baskıyla yaşadığı, kaçmak isteyince başka ülkelerin almadığı, kalmak istediğinde ise yaşayamadığı bir ülkeye Avrupa ve ABD demokrasi getirecek.

Evet kardeşim Avrupa NATO ve ABD adı her ne olursa olsun birileri bu topraklara demokrasi getirecek. Ülkenden Yunan postalını temizleyerek demokrasiyi getiren Mustafa Kemal'in 100 yıl önce yaptığını sen 94 sene sonra tekrar tersi şekilde başarıp demokrasiyi çöpe attın. Ama o gün Mustafa Kemal'in yaptığını bugün Batı yapacak. Bugün evde zorla tutulan %50 Batı ülkelerinin işgaline karşı hem bir milli bilinçle hem de peygamberlerini korumak için meydanlara çıkacak.

Velhasıl kelam iç savaş için çanlar çalıyor arkadaşlar. Ne yazık ki sonuç böyle olacak. Siz 15 Temmuz'da sokağa çıkıp demokrasiyi kurtardık dediniz, her cadde ve meydana 'demokrasi' adını verdiniz ama bu gece demokrasiden vazgeçtiniz. Ve bunu 8 ayda nasıl becerdiniz inanın anlamak çok zor. Ve... 15 Temmuz'da koruyup 16 Nisan'da çöp kutusuna attığınız demokrasiyi Batı dünyası zorla senin ülkene getirecek.

Bu iç savaş ve işgalde Suriyeliler gibi vatanımızı terk edip ihanetle başka ülkelere mi kaçacağız ? Demokrasi ve insanca yaşam için Sömürgeci emperyalizme destek mi olacağız ? Diktatörü yıkıp demokratik rejime geçmek için Batı'yla beraber mi hareket edeceğiz ? Yoksa diktatörümüzü korumak için işgalcilerle mi savaşacağız ?

Sonuç olarak iç savaşa hazır mıyız ?

Minareyi çalan kılıfını elbet hazırlamıştır.

Yoksa siz sonrasında ne olacağını bilmeden evet vermiş olamazsınız dimi ? Herhalde bunları düşünmüşsünüzdür. Bu yüzden iç savaş ve işgalde ne yapacağınıza da çoktan karar vermiş olmalısınız.

Şahsen ben henüz veremedim. Ülkemizi mi kendimizi mi düşünmeliyiz bu aşamadayım. Çünkü ülkemiz bizi hiç düşünmedi ve kendim ve ailem için bir karar alabilirim.

Neye evet dediğini bilmeden 'düşünmeden' evet diyen arkadaşlar bence siz de hazırlıklarınızı ona göre yapın geç kalmadan.

Bahar bize korkuyu getirdi

Quando coeli movendi sunt et terra
Quando coeli movendi sunt et terra
Dum veneris judicare saeculum per ignem

My son, now listen what I say:
Keep in mind what you have learned
Wrap your fingers ,round your sword
Maybe you will not return
Thousands that we once have been
Only a few are still here
I've to give this sacrifice...

... oh, the autumn brought us fear!

My life, my blood, my tears, my pain
I'm the guardener of thee
Through an axestrike I have lost
The ability to see
Now my child, your time hath come
Mercy - not, with those you'll harm
Wrap your fingers `round your sword...

( And the ones we love will fall
Like autumn leaves
On these endless fields )

... as the horn sounds the alarm!

Und als der Sturm begann
Als Fleisch auf Eisen traf
Hell wie er Glocken Klang
Die Schreie derer, deren Glck versagt

Mit Wunden berst
Der Eichenhain ihm Schutze bot
Wie die Legende sagt
War dies des Vaters sich'rer Tod

Now, that all silcence was disturbed
The ground, as red as autumn leafs
Father Frost, the last they feel
On these mighty, endless fields

Quando coeli movendi sunt et terra
Dum veneris judicare saeculum per ignem

Hush hush, my child
Mother death is your bride
If you listen her song you will follow
So better beware
Let your senses take care
Your innocent mind will be hallowed

A step in the dark
(Meserere Dominus)
A secret to hide
(Rex tremendae majestatis)
A legend to tell
(Libera eas)
Drowned in the waters of time
(Miserere Dominus)

A secret to hide

He holds
Wisdom of ancient times
A parchment with numbers and rhymes
Fear speaks the spell to survive
The circle of druids - alive!
They all gathered in the night
Within the torches light
As their slumber did awake
So I did wish a thousand times
Mother Death would come to me
In her arms I will entwine
And I'm rising up to thee
Now my child, my time hath come
Mercy - not with those I'll harm
I wrap my fingers 'round my sword...
... as their horn sounds the alarm!
Now the winter begins
On these endless fields