9 Haziran 2015 Salı

7 Haziran 2015 seçiminin en büyük kazananı Erdoğan'dır

Malumunuz artık 7 Haziran seçimlerini geride bıraktık. Medya ve siyasi cepheler bir fikir üretmekte ve hatta hüküm koymakta. Herkes %40 alan AKP'nin yıkıldığını ve yerinde sayan CHP ile yerinde sayan MHP ve barajı aşan HDP'nin kazandığı kanısına varmış bile. Lakin ben herkesin aksine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kazandığını düşünenlerdenim. Hatta bu seçimden en güçlü Erdoğan çıkmıştır diyorum.

Seçim akşamından itibaren koalisyon durumları konuşulmaya başladı ve özetle belirtmekte fayda var. Seçim öncesi CHP'ye sizinle çay bile içmem diyen MHP, seçim akşamı ise AKP ve HDP'ye kapılarını kapatarak 'güçlü muhalefet' rolü oynamayı tercih etti. CHP ise herkesle ittifaka yakın duruyor. HDP kesinlikle AKP ile koalisyon olmayacağını net şekilde bildirdi. AKP kesiminde ise durum değerlendirilmesi devam ediyor. Koalisyona sıcak bakabiliriz açıklamaları geliyor, Bülent Arınç ise diğer 3 parti koalisyon yapsın diyerek resmen AKP'nin artık çekilmesi gerektiğini vs belirtmekte. Numan Kurtulmuş en uzak ihtimalin erken seçim olduğunu belirtirken ben bu ihtimalin en yakın ihtimal olduğunu düşünüyorum.

Öncelikle teamüllere göre Erdoğan hükümeti kurma yetkisini Davutoğlu'na verecek. Bundan sonra ise Davutoğlu yine teamüller gereği tüm parti liderleriyle görüşecek. Bunun için 1 haftalık bir zaman harcanacaktır. Davutoğlu bu dönemde seçim kararı da alabilir kendince, lakin 45 günün sona ermesi gerekmekte. Davutoğlu Bahçeli ve Demirtaş ile muhtemelen anlaşamayacaktır. Ardından CHP ile masaya oturacak ancak CHP ılıman yaklaşsa dahi AKP oyunbozanı oynayacaktır çünkü hükümet kurmayı istemeyeceklerdir. Gerekirse çirkefe yatacak, gerekirse işi yokuşa sürecektir ve CHP AKP iktidarı olmayacaktır.

Daha sonrasında Erdoğan 2. parti olarak CHP liderine hükümet kurma yetkisini verebilir. Bunu yaparsa birçok kesim şok olabilir ama teamüller bunu gösteriyor. Bu durumda CHP en iyi ihtimalle HDP ile anlaşabilecektir 3 lü bir koalisyona ihtimal dahi vermiyorum. CHP-HDP koalisyonu olursa AKP ve MHP karşı çıkacak ve güven oylaması hükümeti düşürecektir. Bunlar ülkenin 20-25 gününü alacaktır.

Ya da Erdoğan kendi kişiliğini ortaya koyarak inatla AKP'nin önderliğinde bir koalisyonu bastırıp oyunbozan tavrı devam ettirebilir. Sonuç olarak 45 gün tamamlanacak ve Cumhurbaşkanı meclisi feshedecektir. Erken seçim için Ekim-Kasım arası döneme hazırlıklı olmak lazım. Gelelim Erdoğan'ın nasıl kazandığına.

Recep Tayyip Erdoğan her zaman diyorum ki çok zeki bir siyasetçi. Kendisini bu nedenle birçok kişi Abdülhamit'e benzetir ama ben inatla 2. Mahmut'a benzetiyorum. İktidarını sağlamlaştırmak için iç ve dış tehditlerle yıllarca savaştı ve şuan yürütmenin iki kanadına hakim-yasamanın %60-70'i ve yasamanın %40 ı onun elinde. Ben zeki olduğuna inandığım bir insanın bu kadar kolay kaybedebileceğini sanmıyorum.

Öncelikle Erdoğan her zaman şunu yapar. Gündemi değiştirmek ya da belirlemek için bir siyasi öğe atar ortaya, halkın partilerin ve basının tepkisini ölçer, gerekirse müdahelelerde bulunur ve bu fikre karşı tüm çevrelerin görüşünü alır. Kısacası kendince bir anket yapar. Bir bakmışsınız ki 1 ay sonra gündemden kilometrelerce uzakta kalmış o tartışmalar. Erdoğan bu seçimde de Başkanlık yemini kullandı. Başkanlık fikrine karşı insanların tepkisini aldı. Ve sarayıyla da bunu insanların gözüne soktu. Bu şekilde Erdoğan %40'lık bir başkanlık desteği aldı. Yani bir gün anayasa düzenlenir ve başkanlık yönetimi referanduma giderse %40 cepte gibi birşey. Asıl önemli noktaya gelecek olursak can alıcı olay şurada.

Erdoğan çok iyi biliyor ki Eski Türkiye yani 2002 öncesi Türkiye çok geride kaldı. Yani tam 13 yıl. Erdoğan kendiyle bir nesli büyüttü diyebiliriz. 3 Kasım 2002'de AKP seçildiğinde ben henüz 9 yaşındaydım ve koalisyon dönemlerini hayal meyal hatırlıyorum. Şuan 26-27 yaşından küçük birçok insan Eski Türkiye tanımıyla anlatılan yılları ekonomik krizleri, koalisyonları IMF krizlerini birçok şeyi bilmemekte. Dış dünyayı gören ve kendini bildi bileli AKP ile yaşayan neslin, daha iyi bir gelecek vaadiyle başka görüşlere ve partilere yönelmesi, AKP karşıtı davranması çok doğal. Lakin AKP'nin en çok oy aldığı memurlar-köylüler-orta yaş grubu eski ile yeni dönem arasındaki birçok farkı gördükleri için daha bilinçli oy verse de kendini zeki ve aydın sanan gençlerimiz bu insanları cehaletle suçlayabilmekte. İşte Erdoğan burada yapacağını yapıyor. Eskiyi bilmeyenlere eskiden bir kesit sunacak ve orta yaşlı insanlara da bir hafıza yoklaması sağlayacak. Bunu nasıl mı yapacak ? Daha seçimden sonra sabah Dolar 2.80'i buldu, bugün pkk denen terör örgütü Diyarbakır'da bir Kürt'ü öldürdü. Ve henüz seçimin ateşi yeni soğuyor. Sırada HDP'nin de taraf olarak katılacağı koalisyon görüşmeleri başlayacak, hükümet kurma tartışmaları olacak, meclisin işlevsizliği kendisini gösterecek ve bir huzursuzluk olacak. Önümüzdeki 1 ay içinde kesinlikle enflasyonun artmasını, benzine oldukça fazla zam yapılmasını,sadece doların artışıyla değil TL'nin de değer kaybıyla bir çöküşe geçeceğimizi düşünüyorum. Bu sebeple yüksek faizler, TL nin değer kaybı bazı problemleri birlikte getirecektir. Hatta 1 ayda olmaz diyeceksiniz belki ama çıkıp meclis başkanı (AKP'den seçilecektir muhtemelen) ya da bir başka yetkili 'devletimiz iyi ancak memur maaşlarında aksama olabilir' gibi manipülasyon içeren bir laf kullanacak. Aslında sorun yoktur ancak amaç memurların da tepkisini oraya çekmektir. Sadece bunlar değil. Bazı milletvekilleri pkk tarafından kaçırılabilir. Ben hatta Antalya-Bursa-Diyarbakır gibi veyahut daha mütevazi bazı şehirlerde pkk eylemleri olacağını düşünüyorum. Hatta Suriyeliler de burada aktif rol alabilir ve fakirlikten dem vurabilir eylemler yapabilir. pkk'nın bazı eylemleri dolayısıyla çözüm sürecinin zor bir döneme girmesi anlamına gelecektir. IŞİD devreye girebilir ve Rojava bölgesinde çıkacak herhangi bir olayda Güneydoğu'daki Kürtler HDP'nin ağzıyla yine sokağa dökülebilir. Ve bunlar da Türkiye partisi asla olamamış ve olamayacak, ütopyalarda yaşayanlarca inanılmak istenen HDP, aptallık yapıp pkk eylemlerinde aktif harekette bulunursa birincil hedef olarak halka dayatılacaktır ve 'işte bunlar gördüğünüz gibi hala kör müsünüz be arkadaş hala demokrasi ayaklarına mı geliyorsunuz' imajı verilecektir emin olun. Bu şekilde olacaklar bellidir. Hükümet kurma çabalarında sürekli olarak Erdoğan ve AKP topu diğer partilere atacaktır, ya da CHP-HDP koalisyonu gibi olasılıklarda haklı tepkilerle güvensizlik oylaması yapılacaktır. Erdoğan bu yönden istediğine ulaşacaktır. 2002 öncesi dönemin karanlık bir fragmanını bugünün gençleri ve orta yaşlıları bir görecek, ya da bir hatırlama yaşayacaktır.

Sonuç olarak Erdoğan 'bakın AKP'siz kalınca bunları yaşıyor memleket, hükümeti de hep muhalifler yüzünden kuramıyoruz' diyecektir. Erken seçim kaçınılmaz olunca basın ve AKP'nin kendi politikaları yoluyla kötü çocuk olarak tanıtılan muhalif partiler kaybeden olacaktır. Yani Davutoğlu inatla koalisyonu kovalayacak ama diğerleri hep yan çizmekle suçlanacaktır. Bunu da AKP'nin uçuk istekleri aracılığıyla sağlayacaklar ki karşı partiler koalisyonu kabul etmesin. Tabi ekonomik sorunlar ile genç seçmeni uyandırma çabaları küçük bir amaçtır. Asıl amaç ise kesinlikle CHP'den HDP'ye kayan oyları geri döndürmektir. Hatta bir kısmını AKP'ye aktarmaktır. Doğu'da çıkacak olaylar ile pkk aktif hale gelirse eğer, HDP'nin halkın gözünde oluşturduğu yalancı demokratik anlayış kaybolacaktır. Kürt halkı ise çözüm sürecinin HDP değil AKP eliyle yapıldığı algısını benimseyecektir. Amaç, seçimden önce balon gibi şişirilen HDP'nin 'biz meclise girmezsek kaos olur' lafının aksine 'siz meclise girince kaos oldu' olarak değiştirilerek meclis dışına atılmasıdır. Bununla birlikte HDP meclis dışında kalacak, CHP 2. konumunu koruyacak ve AKP gerek %45 gerekse %50 ile tek başına iktidar olacaktır. Hatta 3 dönem şartına takılan AKP'nin kalburüstü tayfası da yeniden aday olacaktır ki bu da etkin bir harekettir. Bana sorarsanız o günler geldiğinde oluşacak tepkiler ve olaylara göre AKP'nin seçimdeki oyu %55'e bile ulaşabilir. Bakın bunu yazıyorum.

Seçimin kazananı AKP olunca gerisi gelecektir. Özellikle seçim sonrası dönemde '7 Haziran'dan önce demiştik bu sistem ve koalisyon istikrarsızlıktır diye, başkanlık sistemi bu yüzden daha iyi' lafları dönecektir. Uzun dönemde anayasa değişikliği ve başkanlık sistemi için oylamada insanlar bu gerçekleri kabul edecek ve 7 Haziran'da %40 destek alan başkanlık onayı daha da artış gösterecektir. Belki biraz abartı gibi gelecek ama emin olun, bu kaos dönemi kısa değil de birazcık daha uzun sürerse, bugün babalarımız nasıl AKP'ye eskileri bilerek oy veriyorsa, bugünün gençleri de ileride AKP'ye sempati duyarsa eğer, bu kaos dönemi sayesinde olacaktır. Abartı sayabilirsiniz belki diyorum, çünkü ben inanıyorum ki Erdoğan bu mini araç ile günümüz gençliğine AKP'nin bir mecburiyet olduğu algısını aşılayacak ve AKP'nin dolayısıyla başkan olursa kendisinin, daha da güçlü yeni seçimlere girmesini sağlayacaktır.

İşbu yazıyı ben kendi görüşlerim olarak biraz da önizlemelerim olarak 9 Haziran 2015'te yazıyorum. Bakalım ne olacak ne göreceğiz.

4 Haziran 2015 Perşembe

Selo'nun iki yüzlülüğüne mini bir bakış

Arkadaşlar bu fikirler baştan sona bana aittir kimseyi bağlamaz. Direk konuyu açacak olursak;

HDP hemen hemen her konuda olduğu gibi milleti çok iyi kandırmaya devam ediyor. Özellikle de kendisine okumuş aydın cehaleti üzerinden atmış imajı veren üniversite öğrencisi ve de mezunlarını. Hani sorsan bu arkadaşlara tüm AKP'liler koyundur tüm AKP'liler makarnacıdır cahildir. Ama kendileri aydındır cahillerle aynı yerde bulunmak istemez. İşte bu arkadaşları da Demirtaş çok iyi kandırıyor helal olsun.

Öncelikle Demirtaş ve partisinin iki yüzlülüğünü açmak lazım. Ben Kürt hareketine kesinlikle karşı değilim. Sadece ona buna şeffaf siyaset yap diyen HDP kalkmış iki yüzlü siyaset yapıyor ya tepkimiz bunadır. Öncelikle bilinmeli ki parti kapatmaya ve siyasi yasaklara kesinlikle karşıyım. Bu bağlamda 1990 lardaki zulümlerden utanıyorum. Beyaz Toros'lara bindirilip götürülen Kürt vekilleri de başı örtülü olduğu için linç edilmek istenen Merve Kavakçı'yı da savunuyorum ben. Velev ki bunları bir yana bırakırsak HDP bu kefeye konamaz.

DTP BDP ve HDP adıyla hareket eden bu siyasi partiler dağda PKK Suriye'de PYD Irak'ta YPG, Kuzey Irak'ta Peşmerge, İran'da PEJAK, sokakta YDG-H, devlet içinde KCK, İmralı'da Öcalan'ın adıdır. Bunun kanıtını ben şimdi burda sunmak istersem sayfalar yetmez. Ama yine de bir örnek verelim. Suriye iç savaşına iç sorun diyen, gelen Suriyeliler konusunda olumsuz rey kullanan bu parti, IŞİD Kobane'yi yakıp yıkınca bir anda Suriye iç savaşına katılmak için can atar oldu. Dün MİT tırlarını sorgulayan HDP bugün kalkmış yasal olmayan şekilde sınırı aç oraya girelim diyor. Ki zaten Türkiye oradaki yaralı PKK'lıları bile kendi hastanesinde tedavi edecek kadar mal bir ülkeyken hala sınırları aç gidelim diyen HDP insanları sokağa döktü. Sonuç olarak 51 kişi öldü ve birçoğu teröristken masum insanlar da öldü. Bugün Erzurum'da HDP minibüsü yakılırken o arabanın şöförünün canlı canlı yakılmak istendiğini belirten Demirtaş pişkin pişkin bir de diyor ki, yakmayı en iyi AKP bilir. Kardeş birşey sorucam afedersin de hadi sıraya dizip şehit ettiğiniz askerleri köylüleri öğretmenleri es geçelim hepsini o kandırdığınız cahil gençler gibi unutalım. Ama bana Serap Eser'i kim canlı canlı yaktı onu söylesene ? 

Bugün HDP kalkıp silahların gölgesinde siyaset yapılmaz derken hala daha silahla tehditle oy toplamaya çalışmakta. Hoş 2014 CB seçiminde ve sonrasında gençleri ve solcu tayfayı öyle güzel kandırmaya başladı ki tehdite de gerek kalmaz oldu. Zaten 2011 Genel Seçimlerinde YSK oy kullanma esnasında telefon ve fotoğraflı cihazlar yasaktı. Sebebi ise BDP'nin insanları tehditle oy kullanmaya göndermesiydi. Buna da seçim öncesi en çok BDP tepki göstermişti. Açın okuyun cahil arkadaşlar. 

HDP ve geçmiş oluşumları yıllardır Kürt hareketinin savunucusuyum ayağına PKK'yı meclise taşısa da son 1.5 2 senede harekete farklı yön vermişler. Artık seçim dönemlerinde Kürtlüğü üstlerinden atıyorlar. Kürt milliyetçisi Demirtaş bugün Dersim'de enternasyonal olduğunu açık açık söyledi. Demokratik olduğunu belirtiyor arkadaş. Peki sorar mısınız 2011'de Kürt hareketinin hatta Kürt terörünün ve bu ülkenin büyük belası konumundaki sorunun başı olan terörist Öcalan'ın heykelini kim dikmek istiyordu ? Demirtaş'a sormak istediğim bir soru daha var. Sayın Demirtaş beyannamenizde 8 kez Kürt sözü geçerken 30 üzerinde eşcinsel kelimesi geçmekte. Siz değil miydiniz Kürt hareketinin öncüsü olan. Son 1 senede ne değişti. Yani siz iktidar ya da mecliste yer almak aşkına 40 yıllık fikirlerinizi sattınız mı ? Siz ideolojilerinizi mi değiştirdiğiniz yoksa strateji mi değiştirdiniz. Eğer strateji değiştirdiyseniz ideolojinden sapmış olmanızı nasıl açıklayacaksınız ? Düne kadar yerel özerk bölgeler diyen bağımsız Kürdistan diye bağıran HDP'ye bir soru daha. Sizin için yerel özerk bölge anlayışı sadece vali ve kaymakamların atanma dışında yerel seçimle gelmesi midir ? Bu yerelleşme çabası yanlış değildir ancak hani nerede özerk bölgeler sayın Demirtaş ? Katolonya'da olay böyle mi ? Türk muhtar devletlerinde olay böyle mi ? Eyalet sistemi değil bakın şehirlerin valilerinden bahsediyorsunuz. Yerel özerklik ve bağımsızlık yolunda siz bunu yeterli mi buluyorsunuz ? Peki ya ana dilde eğitime ne diyeceksiniz. Yıllardır ana dilde eğitim dediniz dediniz, her mahalleye kreş kurmak mıydı yani bu olay. Yani her mahalleye kreş kurulacak isteyen çocuk istediği dili öğrenecek ekstradan. Allah aşkına bu nasıl ana dilde eğitim kafasıdır. Siz Kürt halkını bir anda böyle silebiliyor musunuz ?

Diyorsunuz ki seni başkan yaptırmayacağız. Yazının en altına başkanlık sistemine dair nesnel ve öznel fikirlerimi yazdığım yazının linkini koyacağım referansım odur. O yazıyı referans alarak şunu demek istiyorum. Sayın Demirtaş sizin ve babalarınızın, peygamberiniz Öcalan'ın ve onun dağdaki kankalarının yıllardır amacı özerk ve bağımsız bir Kürt devleti değil miydi ? Bu Kürt devleti öyle gökten mi inecek pardon da. Bunun için öncelikle anayasayı değiştirmelisiniz, o yasak olan anayasanın ilk 3 maddesi var ya işte o maddeleri değiştirmelisiniz. Özellikle de 2. maddeyi değiştirerek üniter yapıyı bozmalısınız. Üniter yapıyı bozarak federal yapıya geçmelisiniz. Federal yapıyı ve valilerin halk tarafından seçildiği bir yapıyı istiyorsunuz. (federalizmi bu seçimde ağzına almıyor Demirtaş oy kaybetmemek için). Peki Sayın Demirtaş sizin federal yapı özerk bir Kürt devleti gibi geçmişten beri istediğiniz çalışmalar için bugün başkanlık sistemi bir seçenek değil midir ? Pardon haklısınız buna da verilecek bir cevabınız var. Çünkü siz bu fikirleri unuttunuz son 2 yılda. Kürt halkını ve 1990 lardan beri Kürt partilerinin kurduğu tüm fikirleri meclise girmek için yok saydınız demi. Kürt halkının temsilcisi olmadığınızı böylelikle kendiniz kabul ediyorsunuz. Hoş, başkanlık sistemini diğer partiler gibi padişahlık diye tanıtmanız da ayrı bir iki yüzlülüktür.

Orada burada diyorsunuz ki AKP diktatörlüğünü yıkmak için HDP tek seçenektir. Sayın Demirtaş'ın beyninin sosyalist kısmına bir sorum var. Seçim ve demokrasi ile oraya gelen diktatör halkın diktatörlüğü değil midir ? Sen halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı ve hükümeti diktatör olarak tanıtırsan o yerden yere vurduğun AKP ile farkın mı kalır ? Kelimelerle oynama iki yüzlü olma Demirtaş, cahil halkı korkutarak kendine mahkum bırakmaya çalışma !

Orada burada musluktan kan akan çeşme afişlerini, Batman'daki barajı aşamazsak dağa çıkarız yazısını falan unutup geçiyorum cahil seçmeniniz gibi. Balık olarak tüm herşeyi unuttuğumu farzediyorum. Dün kalkıp şunu dedin be Demirtaş. Seçimi geçemezsek dağa çıkarız dedin. Senin seçmenine artık diyecek bir lafım yok. Saz çalmana gülmene adına Selo lafına falan tav olan o aptal seçmenine lafım yok da sen utanmadan nasıl hala dağı mesken tutabileceğini söyleyebiliyorsun. Sen nasıl bir insansın. Hani Türkiye partisiydin sen ? Bu nasıl bir harekettir. Sen utanmadan başkan apoyu idol sayıyorum diyebiliyorsun. Sana din iman siyaseti yapmayacağım da son bir sorum var. Laik ve sosyal bir devlette diyanet işleri başkanlığını kaldırıp ne yapmayı düşünüyorsunuz ? Düzeni değiştirmek tamam da halkının büyük bir kısmı müslüman olan bir laik devlette en azından çoğunlukçu bir laiklik yerine bu tavrınızı neye borçluyuz ? 

Sadece şimdi aklıma gelenler bile bunlar. Demirtaş'ın bazı amaçlar uğruna fikirlerinden vazgeçmesini, bir anda barış güvercini olmasını, abisi kankaları akrabaları dağdayken barış için ölüme gitmeye hazır tavrını anlatan çok yazı var da bu yazı o okyanusta bir damladır ancak. Allah kimseyi sizin elinize düşürmesin. Cahil üniversiteli seçmenleriniz de bunu anlar da neyse. He bu arada eklemeden edemicem. Enternasyonalizm İslami açıklamaya son derece zıttır, hani o demokrasi güvencini hallerin var ya Selo, komünist seçmenine ve sosyalist kafana çok zıttır. Aç biraz Soğuk Savaş yıllarını oku. Sana kültürlü diyen seçmenin de bi okusun da senin o sosyalist zihniyetinle demokrasinin pek de bağdaşmadığını, bunu da son 30 senedir dağlarda kanıtladığını görsünler. Neyse boşver, Allah sizden uzak tutsun bizi. Seçmeninizden de iğreniyorum. 

Ekleme: Başkanlık sistemine dair