23 Nisan 2017 Pazar

Edit..

ben seni kalbimle sevmedim. öyle olsaydi sen gittikten sonra ölürdüm.

ben seni beynimle sevdim. sen gittikten sonra senden başkasını senden haricini düşünemez oldum.

ben seni ciğerimle sevdim. sen gittikten sonra nefes alamaz oldum.

anlayacağın, nefes alamıyorum, beynime oksijen gitmiyor ve düşünemiyorum. yaşıyorum ama hayat belirtim yok. tıpta buna bitkisel hayat diyorlar.

anlayacağın; sen gittikten beri makinaya bağlı yaşıyorum.

20 Nisan 2017 Perşembe

Bir çıkar yolum yok

etkisindeyim görmüş olduğum şaşkınlıkların,
kurtulmalıyım, dışında kalmalıyım alışkanlıklarımın.
bana benden haber veren rüyalarımın bir anlamına varmalıyım,
bir yoldan çıkışa varmalıyım.
yaşadıklarım ve anımsadıklarımdan ibaretim ben.
umursadıklarım sâdık olanlar,
dışladıklarım özüne bağlı kalmayanlar.
sözüne yalan katan terazi şaşkınları,
farâzi mâlumatları..
şüpheciliğimin sebebi insanlar,
yada insan olup insanlık dışı roller kapanlar.
rabbime hamd-û senâlar olsun,
yazdırıyor ilham kalemi elhamdülillah,
yolundayım ne eyleyim alemi ?
insanlar komik; onları anlaman için yeter mimik.
tek sahipliğimiz bilmem kaç gram et ve içine sığınan kemik;
onu da toprak alır elde var ölüm, hüzünlü son bölüm.

yaklaş bana yanmazsın, yansan da o senin içinde yangın.
şu an aklına düştüm, aklın yolu birdir dedim yürüdüm.
mevzum nedir anlarsın, arzum sana yalvarsın.
şu an kendimi gördüm, küçüldükçe küçüldüm eyvah!

şu an beni dinlediğini biliyorum,
seni görür gibi oluyorum,
analiz ediyor yazıyorum,
açımı bulup çiziyorum,
gözümü siliyor yanıyorum,
düşünü biliyor üşüyorum,
ama bir çözüme varıyorum, dinle:
sınıf arkadaşlarım yazdıklarımı silsin,
hayat bilgisi kitaba sığmaz başkalarına yedirin.
fazla rahattan delirin, gazla,
menzilimden gidin, gerçeklerimi bana verin, fıtratınızı gerdirin.
heves ve hırs toz misali, mâneviyat dev saray,
yaşananlara şahidimiz şems ve ay,
özel hayatlar deşifre olmuş, herşey açık vay vay.
laboratuvar içinde hangimiz değil yedek kobay?
bende kaçacak ayak yok bu taarruz meydanından, benden sakın.
akın akın birlikler lirik sürer mikrofondan,
uyuşmakta can damarım, patlayan dikişlerimi yamarım.

yaklaş bana yanmazsın, yansan da o senin içinde yangın.
şu an aklına düştüm, aklın yolu birdir dedim yürüdüm.
mevzum nedir anlarsın, arzum sana yalvarsın.
şu an kendimi gördüm, küçüldükçe küçüldüm eyvah!

18 Nisan 2017 Salı

Anlatılanlar başka yaşanan başka

bu aşkın alevini küle döndürdün
yüreğimi yakacak ateş mi kaldı
sen de beni terkedip gittikten sonra 
yarınıma doğacak güneş mi kaldı

güzel derlerdi çocukken aşka
sanki uçarmış tutulan aşka
anlatılanlar başka yaşanan başka
bir daha sevmek için heves mi kaldı

o eski hatıralar rahat bırakmaz
hiç bitmeyen hasretin aklımdan çıkmaz
anladım ki birtanem sensiz yaşanmaz
huzurla aldığım bir nefes mi kaldı

güzel derlerdi çocukken aşka
sanki uçarmış tutulan aşka
anlatılanlar başka yaşanan başka
bir daha sevmek için heves mi kaldı

17 Nisan 2017 Pazartesi

Ben bu ara eskisinden daha hızlı yaşlanıyorum

Olanları unutup geriye dönemem.
Yandım çok; öylece sönemem.
Bir kül kalır illa senden ya da benden

Gel denizler aşalım, benimle gelmen şart.
Hala beraber ölmediğimiz yerler var
Lütfen erken kalk; tanrından al izini.
Sahip olmadıklarınla doldur valizini
Ve çık.
Sonra fayda etmez harbe tekbir
Al alır semayı sela yar; bir olur kan ve tekdir.
Yayılır kalbe dek kir
Çocuklar ölüyorken senin vicdanın rahatsa
Bir sorun var demektir.
Ellerim gökte;
Başka bi aşk arıyorum.
Güneşte yaş kalıyorum.
Ağlamamam yaş kanıyorum.
Benden başka mı yolun?
İyi gibisin be;
Ben bu ara eskisinden daha hızlı yaşlanıyorum
Diyar diyar gezdim; önüme kapın çıktı.
Tanrım, söyle hayallerimi nasıl yıktın?
Yaşadığımdan anlamadım bir şey;
Bütün hayatım sadece güzel bi ölüme hazırlık mı?

Olanları unutup geriye dönemem.
Yandım çok; öylece sönemem.
Bir kül kalır illa senden ya da benden

“Bu yazgı değişmeyecek anladığımda çok geçti”
Dediğin anda belki gelir birisi anlar seni
Kalmadı umudum, çok karanlık; çok.
Açmadan gözlerini bilemezsin; yok.
Bir gece söküp yerinden kalbimi çaldılar
Onlar kalbini değil korkularını aldılar
Düşünmek istemiyorum artık
Düşün
Düşün ki yeniden sızlamasın bu ağrılar
Evimden uzaktayım; yatarken yatagımda
Gökyüzü sanki sana gülmüyor bu ara, ha?
Dünya bomboş gibi; sanki sade ben varım
Ve bir de şu haline sebep olan kadın
Unutmak istedikçe, daha çok kazınıyor.
Zaman bir hokkabaz ve hep o kazanıyor
Hiç olmayacak bir yerde oldurup imkansızı,
Sonra bütün bunların hepsi hile diyor değil mi?
Aynen Öyle

Deliye döndüm duyunca çekip gittiğini
Nereden bileceksin sen nerede bittiğimi

Olanları unutup geriye dönemem.
Yandım çok; öylece sönemem.
Bir kül kalır illa senden ya da benden


16 Nisan 2017 Pazar

Peki ya şimdi ne olacak ?

Türkiye'de 16 nisan 2017 günü yapılan referandumla çalınan oylar kullanılan mühürsüz sahte pusulalar ve bilimum yolsuzlukla Evet zorla ite kaka çıkartıldı. Bu sonuç meşru mudur ? Türkiye gibi hukuksuz bir ülkede evet meşrudur. Peki vicdanen ? Hayır değildir. Çünkü Hayır diyenler vicdanen de meşru olmasını istiyordu. Ancak Müslümanım diye geçinen, Müslüman namaz kılıyor diyerek oy verdikleri şahsın oy çalmasına hak yemesine hele de kul hakkı yiyip kendini peygambere benzeterek kısmen şirke girmesine göz yumuyorlar çünkü o Allah'ın peygamberlik yetkisi vermediği bir gizli peygamber onların gözünde. Neyse ki son peygamber belli. En azından AKP seçmeninin henüz %50 si Erdoğan'ın peygamber olmadığını düşünebiliyor. Ya Kuranı kerim de Hz. Muhammed'in son peygamber olduğu yazılmamış olsaydı ?

Neyse...

Peki bundan sonra ne olacak ?

Öncelikle fikirlerim bana ait ve bağımsız olduğunu belirteyim. Sadece bir öngörüdür.

Tarihte, totaliter rejim, elitist yönetim, oligarşik yönetim, tek parti yönetimi, tek adamlık, diktatörlük, tiranlık gibi birden çok türü ve ismi olan bir sisteme zorla geçirildik. Bu sistemde sadece AKP'nin ve AKP'nin türevi olan sağ partilerin iktidar olabileceğini herhalde referanduma gidip oy kullanabilenler olarak akıl edebilmişsinizdir. Bunu bilmeden oy kullandıysanız kendinizi sorgulayın.

Bu dakikadan sonra Anayasamızda gözle görülemeyen ama gözlerinizi kapatıp beyninizi çalıştırdığınızda daha net görebildiğiniz bir madde yer alacak. Türkiye Cumhuriyeti devleti, Recep Tayyip Erdoğan ve Partisinin ortak malıdır.

Bu maddeden yola çıkarak artık anayasal olarak bir Kaddafi (Zalim olanından) - Esad (Katil olanından) - Saddam (Korkak olanından) - Mübarek (Münafık olanından) - Zeynel bin Abidin (Hırsız olanından) var olacak. Peki bu kişilere ne oldu ? Herhalde her yerde siyasetle alakalı ahkam kesecek kadar siyaset bilimi profesörü olduysanız bu şahıslara ne olduğunu da biliyor olmalısınız.

Zeynel Bin Abidin soyduğu Tunus'un tüm hazinesini yanına alarak ülkeyi terk etti. Kaddafi çektirdiği zulümler karşısında eziyet ve işkence ile halk tarafından öldürüldü. Mübarek 'Müslüman Kardeşler' tarafından köpeği olduğu batıya kaçmaya zorlandı. Saddam bir hücre deliğine saklanırken yakalanıp idam edildi. Esad milyonlarca kişiyi öldürüp evinden edip koca bir ülkeyi gerekirse taş üstünde taş bırakmayacak kıvama getirmesine rağmen inatla baştan inmedi. Çünkü o ülke onun 'tapulu malı !'.

Dipnot eklemekte yarar var. Bu ülkelerin hepsinde seçim yapılıyordu. Her seçimi de tarihi rekorlarla bu diktatörler kazanıyordu.

Lafı daha da uzatmadan meseleye geliyorum. Avrupa'ya kafa tutan, basına ve toplumun muhalif kesimine işkence gibi bir hayat yaşatan, ülkesinin dünyadaki prestijini yerin dibine soktuğu için başka ülkelere gitmek isteyenlerin de gidemediği bir ülke olan Türkiye'nin lideri RTE, 'ciddi bir tehlike' olarak şimdiden konuşuluyor. Ve yakın gelecekte 'lan zaten bu meclisteki 600 kişinin kavgalarla çıkarttığı kanunları ben bir gecede çıkarabiliyorum ey amasyalı kardeşim bu 600 vekile boşu boşuna yılda 500 trilyon maaş vermek ayıp değil mi yazık değil mi ?' diyerek bir nevi halkın desteğiyle (yine yolsuz seçimle) veya kendi kafasına göre bir gecede meclisi kaldıracak. O çok benzetildiği Abdülhamit'in yaptığı gibi.

Demokrasinin askıya alındığı, insanların baskıyla yaşadığı, kaçmak isteyince başka ülkelerin almadığı, kalmak istediğinde ise yaşayamadığı bir ülkeye Avrupa ve ABD demokrasi getirecek.

Evet kardeşim Avrupa NATO ve ABD adı her ne olursa olsun birileri bu topraklara demokrasi getirecek. Ülkenden Yunan postalını temizleyerek demokrasiyi getiren Mustafa Kemal'in 100 yıl önce yaptığını sen 94 sene sonra tekrar tersi şekilde başarıp demokrasiyi çöpe attın. Ama o gün Mustafa Kemal'in yaptığını bugün Batı yapacak. Bugün evde zorla tutulan %50 Batı ülkelerinin işgaline karşı hem bir milli bilinçle hem de peygamberlerini korumak için meydanlara çıkacak.

Velhasıl kelam iç savaş için çanlar çalıyor arkadaşlar. Ne yazık ki sonuç böyle olacak. Siz 15 Temmuz'da sokağa çıkıp demokrasiyi kurtardık dediniz, her cadde ve meydana 'demokrasi' adını verdiniz ama bu gece demokrasiden vazgeçtiniz. Ve bunu 8 ayda nasıl becerdiniz inanın anlamak çok zor. Ve... 15 Temmuz'da koruyup 16 Nisan'da çöp kutusuna attığınız demokrasiyi Batı dünyası zorla senin ülkene getirecek.

Bu iç savaş ve işgalde Suriyeliler gibi vatanımızı terk edip ihanetle başka ülkelere mi kaçacağız ? Demokrasi ve insanca yaşam için Sömürgeci emperyalizme destek mi olacağız ? Diktatörü yıkıp demokratik rejime geçmek için Batı'yla beraber mi hareket edeceğiz ? Yoksa diktatörümüzü korumak için işgalcilerle mi savaşacağız ?

Sonuç olarak iç savaşa hazır mıyız ?

Minareyi çalan kılıfını elbet hazırlamıştır.

Yoksa siz sonrasında ne olacağını bilmeden evet vermiş olamazsınız dimi ? Herhalde bunları düşünmüşsünüzdür. Bu yüzden iç savaş ve işgalde ne yapacağınıza da çoktan karar vermiş olmalısınız.

Şahsen ben henüz veremedim. Ülkemizi mi kendimizi mi düşünmeliyiz bu aşamadayım. Çünkü ülkemiz bizi hiç düşünmedi ve kendim ve ailem için bir karar alabilirim.

Neye evet dediğini bilmeden 'düşünmeden' evet diyen arkadaşlar bence siz de hazırlıklarınızı ona göre yapın geç kalmadan.

Bahar bize korkuyu getirdi

Quando coeli movendi sunt et terra
Quando coeli movendi sunt et terra
Dum veneris judicare saeculum per ignem

My son, now listen what I say:
Keep in mind what you have learned
Wrap your fingers ,round your sword
Maybe you will not return
Thousands that we once have been
Only a few are still here
I've to give this sacrifice...

... oh, the autumn brought us fear!

My life, my blood, my tears, my pain
I'm the guardener of thee
Through an axestrike I have lost
The ability to see
Now my child, your time hath come
Mercy - not, with those you'll harm
Wrap your fingers `round your sword...

( And the ones we love will fall
Like autumn leaves
On these endless fields )

... as the horn sounds the alarm!

Und als der Sturm begann
Als Fleisch auf Eisen traf
Hell wie er Glocken Klang
Die Schreie derer, deren Glck versagt

Mit Wunden berst
Der Eichenhain ihm Schutze bot
Wie die Legende sagt
War dies des Vaters sich'rer Tod

Now, that all silcence was disturbed
The ground, as red as autumn leafs
Father Frost, the last they feel
On these mighty, endless fields

Quando coeli movendi sunt et terra
Dum veneris judicare saeculum per ignem

Hush hush, my child
Mother death is your bride
If you listen her song you will follow
So better beware
Let your senses take care
Your innocent mind will be hallowed

A step in the dark
(Meserere Dominus)
A secret to hide
(Rex tremendae majestatis)
A legend to tell
(Libera eas)
Drowned in the waters of time
(Miserere Dominus)

A secret to hide

He holds
Wisdom of ancient times
A parchment with numbers and rhymes
Fear speaks the spell to survive
The circle of druids - alive!
They all gathered in the night
Within the torches light
As their slumber did awake
So I did wish a thousand times
Mother Death would come to me
In her arms I will entwine
And I'm rising up to thee
Now my child, my time hath come
Mercy - not with those I'll harm
I wrap my fingers 'round my sword...
... as their horn sounds the alarm!
Now the winter begins
On these endless fields

11 Nisan 2017 Salı

Hayata Dair İç Burkan Garibanlık Anıları

çok garibanlik çektim hatta suan da onun içindeyim. ama 2 ay önceki yaşadıklarım ömrüm boyunca aklımdan çıkmaz herhalde. 

paramın kalmadığı ve 18 tl ile 21 gün idare etmem gereken bir dönemdi. sınav donemiydi. ben sabahlara kadar ders çalışıp uyumadan sınava giden oradan çıkıp eve gelen uyuyan ve uyandıktan sonra yine çalışan biriyim. sabah 10 da sınav vardı. hava baya soğuktu. saat 5:30 a kadar ders çalıştım. dus aldım iyice kurulandım. evde sadece bulgur olduğu için son 15 gündür kahvaltıda ve aksam yemeğinde cay ve bulgur bazen de kısmen zeytin yiyordum. bulgur pilavı yedim saat 6:30 gibi çıktım evden. 

saat 8 e kadar yürüdüm okula. neyse ki bu sene yemekhane bursu çıkmıştı bana. sınav yine mükemmel geçti. hatta 94 almıştım. sınavdan çıkınca 11:30 a kadar bekledim ve yemekhanede yemek yedikten sonra kulaklığımı takip eve kadar yürüdüm. o aralar sözlükten bir abla cok sağolsun asla unutamayacağım bir yardımda bulunmuştu. maddiyat ile maneviyatın bir arada beni gerçekten fena etkilediği bir dönemdi. 

yakın zamanda da şunu yaşadım. 2 gün önce evde bir baktım sadece ama sadece 1 paket makarna var. ev arkadaşlarım da yoktu ve tek basimaydim. oturdum makarna yaptım yarim paket. bir kısmını yedim dışarı çıktım biraz dolaştım arkadaşımdan aldığım kitabı fotokopi çektirdim eve geldim. aksam yemeği için dedim yine makarnayı ısitayim. bi baktım sok geçirdim. evde toz piresi vardı bu aralar, simdi de karınca çıkmış. ocağın üstündeki tencereye girmişler içinde belki onlarca yüzlerce makarna. benim midem boyle şeylerden igrenmez ama baya kötü oldum. baktım yiyecek tek şeyim bu. oturdum düşündüm bi iki dakika. baktım 24 lira param var 2 hafta için. mecburen yiyeceğim galiba dedim. oturdum ısıttım makarnayı. elime geldikçe topladım karıncaları. isitinca yine bazıları öldü ve yuvarlak top gibi katlandı. siyah taneler halini almıştı tek tek onları da topladım. sanırım bi 30 tane çıkmıştır. midem zor alsa da o makarnayı yedim. bakkaldan nazo almıştım su meyve suyu tozu olanlar. makarna'nın yanında onu içtim. zor da olsa bitirdim makarnayı. allah bir yerden denk getiriyor iste annem haftaya para gönderecek diye dün iddia oynamıştım 38 lira tutturdum. onunla ilaç ve sprey kutusu aldım 15 liraya. tüm evi ilaçladım erkenden. saat 6 gibi eve geldim her yeri havalandirdim ve uyuyup uyandıktan sonra kendime bugün bir sevgililer günü hediyesi verdim. aylar sonra dışarıdan birşey yedim. lahmacun söyledim. bugün zengin hissediyorum kendimi sozlük. büyük hilmi gibi hem de. 

bunlar da boyle anılarımdır.

Şubat 2015.

10 Nisan 2017 Pazartesi

Türban meselesi

2013 türkiye'si için utanç duyulacak bir durumdur. öncelikle bi sorunun kaynağına inelim...

başörtüsü nedir ? islam inancına göre, allah'ın emrettiği şekilde bayanların başını kapatması ve saçlarını görünmeyecek şekilde gizlemesi için kullandıkları bir 'bez' dir. zamanında kadınlar fabrika olmadıgı için süslü şekilli birçok türban takamıyordu. o nedenle buldukları uygun bezlerle başlarını kapatıyorlardı kadınlar.

kim ne derse desin, başörtüsü allah'ın bir emridir isteyen uyar isteyen uymaz. buyrun allah'ın kitabı kur'an-ı kerim den de kaynak gösterdiğim entry. (#21801167)

şimdi gelelim ülkemizin içinde bulunduğu duruma. ülkemiz laik bir ülke. laikliği anayasasında bulunan 2 ülkeden birisiyiz.

peki laiklik nedir ? dar anlamda 'din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması' dır. tabi bundan hiçbirşey anlaşılmıyor. geniş anlamda ise 'devletin dini yoktur devlet tüzel kişidir ve devlet tüm dinlere tüm inançlara eşit davranmalıdır. devlet hukukla yönetilir.' peki ülkemiz laik mi ? buna siz karar verin en iyisi ama ben de bi kafa yordum bu duruma.

(bkz: laiklik nedir sorunsalı)

şimdi ülkemizde ne diyor bazı kesimler. ülkemiz laik bir ülke ve kamu kurumlarında türban yasak olmalıdır. adı türban ya da baş örtüsü ne olursa olsun, bu bezin kullanımı yasak olsun diyorlar. çünkü laik ülkeyiz. özellikle atatürkçüyüm diye geçinen kesimin böyle düşünmesi de ayrı. mesela bi düşünelim.. sayın önderimiz mustafa kemal laik bir devlet kurdu demi. peki aynı mustafa kemal 'din ve vicdan özgürlüğü' ilkesini kanunaştırmadı mı ? din ve vicdan özgürlüğü demek, ülke vatandaşlarının her durumda istediğine inanıp istediği dine ibadet etmesi demek değil midir ? madem ben dinimi inancımı özgürce yaşayamayacağım hani nerde atatürk'ün bir ilkesi ? peki şuna demeli. bundan bilmem kaç yıl öncesini düşünelim. sırf başörtüsü takıyor diye sırf dini inançlarından taviz vermediği için eğitim hakkından mahrum bırakılan kızlarımız vardı. ya dinin ya eğitimin ikilemine düşürüldü sayısızca insan. yazık değil midir ? peki olaya demokrasi açısından bakalım. bu demokratik midir ? yani eşitlikçi midir ? galatasaraylı da okuyor beşiktaşlı da, bursalı da okuyor ankaralı da, esmer de okuyor sarışın da, ateist de hristiyan da. peki neden %98 i müslüman olan bir ülkede müslüman inancına uygun giyinen bir kızın okuma hakkı elinden elinden alındı ? demokrasinin hangi kuralında yazıyor bu ayrım ? hepsini geçtim, diyelim ki başı kapalı bir kız geldi. 'başını açmazsan giremezsin' dediniz ve kız açtı başını girdi içeri. dersini işledi çıktı. şimdi o kızın ne düşündüğünü merak etmiyor musunuz ? siz o kızın başını açtınız da ne değişti. allah aşkına bi düşünün, neden açtınız başını ? bu kız gerici miydi ülkeyi mi bölüyordu vatan mı sattı ? ya da şunu diyelim, bu kızın düşüncesi ne olursa olsun başını açınca değişti mi ? bu kızın başı açılınca ne oldu ne ? değil senin gibi düşünmek, sana düşman oluyor. atatürkçüyüm diyorsun laikim diyorsun ve bu kızın dinine saygı duymuyorsun. o zaman da bu kız senin önderin atatürk'e düşman oluyor. senin o çok sevdiğin ya da seviyor gibi yaptığın o değerli öndere düşman oldu bu kız. sizin yüzünüzden hem de.

ne demokrasiye ne din ve vicdan özgürlüğüne ne de laikliğe sığmayan bu hareket utanç vericidir. düşünsenize, kadınlara seçme seçilme hakkını 1974 de veren isviçre kendi kendine 'biz ne utanç duyulacak şey yapmışız ki 1974 e kadar kadınlarımıza haksızlık yapmışız' diyorlar. 21. yy türkiye'sine yakışmayan demokrasiye sığmayan baskıcı ve eşitsizlik tabanlı yönetim, bundan 30 yıl sonrasındaki neslimiz için çok saçma gelecek. ne ilginç ya sırf başın kapalı diye mi okuyamadın sen anne ? soruları soracaklar, ne saçmaymış ya diyecekler.

bir erkek olarak bu utanç verici ve ülkemize yakışmayan yasakların tamamen kaldırılmasından yanayım. son olarak, mecliste giyilsin demiyorum çünkü meclis iç tüzüğü ayrıdır. ama en azından kamu kuruluşlarında okullarda vs yasak olması tamamen utanç vericidir. tabi belli yerlerde kılık kıyafet kullanımı kuralları vardır. mecliste sadece frak giyilecek kuralı varsa pantolon da giyemezsin baş örtüsü de. ama herşeyin serbest türbanın yasak olduğu yerler utanç vermekten başka birşey yapmaz..

son olarak, bazı açık kızlar da bu yasakların devamından yana. kız başını açıp içeri girince senin gibi mi oldu ne değişti ? hepsini geçtim, şunu bi düşün. sana 'başını kapat da içeri gir' deseler ne hissedersin ? bak zorla senin başını kapatmak istiyorlar ne diyeceksin ? işte iran'da zorla başını kapatıyorlar kızların. eğer sen buna karşı çıkıyorsan bırak da biraz saygı duy. türkiye de müslüman iran da. ama iran'da zorla saç kapatanlar türkiye'de zorla saç açtırıyor. biz ikisine de karşıyız. yahu bırakın isteyen bikini giysin isteyen haşema isteyen başını kapatsın isteyen mini etek giysin gelsin size ne ? sanane benim annemin ablamın eşimin elbisesinden. senin başka insanların elbisesine karışman da insan haklarına aykırıdır.

kısacası neresinden tutarsanız tutun olumlu hiçbir yanı olmayan, tamamen özgürlük karşıtı demokrasi karşıtı, din ve vicdan özgürlüğü karşıtı, insan hakları ihlali sayılacak ve atatürkçülüğe yakışmayacak bir hareketten başka birşey değil bu. yanlışım varsa affola ben böyle düşünüyorum. ülkemizin böyle aptalca kısıtlamalarla adını duyurması da utandırmıyor değil beni..

Gazali'nin müstehcen şiiri

ehl-i ışkun arasında raz-ı pinhandur sikiş
aşık-ı dil-hastenün derdine dermandur sikiş

muglim ü zani yanında başka irfandur sikiş
ibnenün ise hele derdine dermandur sikiş
gönlü eglenür gişinün ansuz olur bi-huzur
yaraşur ger dirlerse rahat-ı candur sikiş

irmek olmaz ana hiçbir kimse istihkak ile
aşıka maşukdan lutf ile ihsandur sikiş
sim ü zer ne nesnedür ki ola anun kıymeti
nakd-i cane satılursa dahi erzandur sikiş

öyle bir göt virdi ki kim ol hiz vakt-i neş'ede
sik taşak sermest olup el'an hayrandur sikiş

yok yire am yoklama var calk idüben fariğ ol
iy gazali bu sik ile sana bühtandur sikiş

Gazali 

Your Betrayal (İhanetin) - Bullet For My Valentine

Deliriyor muyum?

Kanım kaynıyor damarlarımın içinde,  

Bir kötülüğün saldıracağını hissediyorum  

Vücudum sallanıyor, geriye dönüş yok  

Gözlerini tetikten ayırma  

Eğer dünyan siyaha dönerse suçlanacak kişi ben değilim 

Gözlerin su toplamaya başlayınca,  

Son kucaklaşmamız için hiç umut yok. 

İşte buradayız, 

Kafandayım... 

Kalbindeyim! 


Kaç demiştin, 

Islak bir yere ve alevin ışığı... 

İhanetinin bedelini öde, 

ihanetin, senin ihanetin! 


Uzak dur demiştim,  

İtaaat edemeyeceğim o iki kelimeden, 

İhanetinin bedelini öde, 

ihanetin, senin ihanetin! 


Ölme sırası benim mi? 

Kalbim "elvada" der gir atıyor. 

Şimdi alevlerle dans ediyorum 

Seni seviyorum,ağlıyorum ve adımı haykırıyorum. 

Sonsuz olacağımızı söylemiştin 

Nasıl beni öldürebildin ve yüzüme yalan söyleyebildin?

Şimdi birlikte olamayız. 

Son kucaklaşmamız için hiç umut yok 

İşte burdayız, kafandayım, 

Ve Kalbindeyim!!! 
 

Kaç demiştin, 

Islak bir yere ve alevin ışığı... 

İhanetinin bedelini öde,

ihanetin, senin ihanetin! 

Uzak dur demiştim,  

İtaaat edemeyeceğim o iki kelimeden, 

İhanetinin bedelini öde, 

ihanetin, senin ihanetin! 


İşte burdayız (işte burdayız, ben senin kafandayım) 

(kafandayım) 

Kalbindeyim!!! 

Kaç demiştin,  

Islak bir yere ve alevin ışığı... 

İhanetinin bedelini öde, 

ihanetin, senin ihanetin! 

 
Uzak dur demiştim,  

İtaaat edemeyeceğim o iki kelimeden,  

İhanetinin bedelini öde, 

ihanetin, senin ihanetin!

9 Nisan 2017 Pazar

Bugün tam 3 sene oldu. Aslında bunu buraya yazmak istemezdim ama bilgisayarımdaki günlük programının süresi dolduğu için buraya yazıp ara ara okumayı da tercih edebilirim diye düşündüm.

Nereden başlanır bilmiyorum ancak içimde bitip tükenmek bilmeyen bir nefret var. Ve bu nefret sebepsiz değil.

Anlatamadığım, anlatmak isterken bile ağzımdan çıkmayacak kelimeleri içeren bir olay yaşadım bundan 3 yıl önce. Henüz 21 yaşındayken başıma gelen bu olayı şöyle anlatabilirim: Hayatımın en umut dolu ve en kötü günüydü. Tartışmasız yaşadığım en kötü gündü. Ve bu kadar kötü bir günü daha yaşamak istemiyorum. Aslında bu yüzden yıllarca bir ön yargıyla yaklaştım karşı cinse.

Hayallerimde her zaman yer eden, her zaman başımı yastığa koyduğumda hayali gözümün önüne gelen o insanın bana yaptığını unutamıyorum. Ona karşı öyle bitip tükenmez bir nefret hissediyorum ki kelimelerle dahi anlatamam. Çünkü benim zihnimde o, doğmamış kızımın, yaşamadığım geleceğin katili.

Bana yaşattıklarını değil anlatmak, yazamam bile. O gün Sakarya kent meydanında saatlerce oturdum. Dayanamayacak gibi olunca bir an önce bu şehri terk etmeliyim diye düşünüp otogara gittim. Bandırma'ya dönüşüm tam 4.5 saat sürdü. Bütün gece uykusuz kaldığım için yolda uyuyabileceğimi düşündüm ama beynim o kadar yorulmuş içim o kadar ezilmişti ki utanmasam ağlayabilirdim.

Bandırma otogarda inip ta yurda kadar 3 saat yürüdüm. Düşünmeye yalnız kalmaya ve belki zorlarsam ağlamaya ihtiyacım vardı.

Bana çok kötü şeyler hissettiren o kişiye olan nefretim her geçen gün arttı. Öyle ki, bundan 1.5 ay önce Sakarya'dan iş teklifi aldım. Benim kabul edebileceğim bir maaş dahi veriyorlardı. Ancak onunla aynı şehirde yaşamak değil o şehirden bile geçmeye tahammülüm olamaz. Bu iş teklifinden kimseye dahi bahsetmedim. Çünkü benim hislerimi bilmeden git bi dene diyecek birileri çıkmasını istemedim.

3 sene önce bugün o kadar büyük bir travma yaşadım ki tüm fikirlerim alt üst oldu. Biriyle gelecek kurabilmek için 5 yıllık okulunu 4 yılda hatta zorlasa 3.5 yılda bitirebilecek ve bir an önce iş hayatına atılıp bu hayale ulaşmak isteyen biriyken tüm gelecek planlarım değişti.

Başta kendime yakıştıramadım ama sonra iyice alışıp çok farklı bir insan olmayı tercih ettim. O güne kadar henüz 3 kızla konuşmuş flört etmiş ve sevgililik yaşamıştım toplam. Ve 10 Nisan 2014'den Eylül 2014'e kadar 35 den fazla kızla ilişkim oldu. 1 saatlik bir günlük 2 günlük ve hatta tek gecelik.

Ardından karşıma gerçekten iyi niyetine inandığım bir kız çıktı. Ona gerçekten çok değer verdim ancak sevmek istemedim. Sevmeye başladığımı iyice hissedince kurtulmak için belki saçma bir yoldu ama aldatmayı seçtim. Ve gidip itiraf ettim. Birinin nefretini kazandım ancak o hala benim için tanıştığım en özel insanlardan biri. Ve bu yüzden hala vesikalığı cüzdanımda.

Sonrası çorap söküğü gibi geldi zaten. 1 günde 3 kızla görüşüp 2 sine teklif edip biriyle ciddi ayağına takılıp çok kişinin duygularıyla oynadım. Belki çok klişe olacak ama tamamen içimdeki nefreti söndüremediğim içindi bu. Yazdığım her kız, öptüğüm her dudak, birlikte tek kişilik yatağa girdiğim her kız benim için sanki bir intikamdı. Bu yüzden de biri gidiyor biri geliyordu. Hatta 2015 Mayıs'ında birinden iyice hoşlanmaya başlamıştım ki kendisi kanımca Bursa'da yaşayan en güzel ilk 5 kızdan biriydi. Ona aşık oluyor gibi hissedince suni bir kavga çıkartıp ayrılmıştım. Üzüldüm ama bunu göze almıştım.

Ardından bir kızdan etkilendim. Yani gerçekten ilk görüşte aşk gibiydi. Sonra karşılığı acı bir şekilde olunca (2016 ocak) kan beynime sıçradı. Haziran ayından eylül ayına kadar yine ben yine aynı bendim. Birileriyle konuşmayı görüşmeyi el ele dolaşıp akşam ayrılmayı adet belledim. Hatta 36 yaşında bir kadınla 10 gün ilişki yaşadığım dahi olmuştu. Ve 30 yaşında da 2 günlük bir ilişki.

Sonra 1 ay kafa dinlemeyi tercih etmiştim ki biriyle tanıştım. Ona da aynı şeyleri düşünüyordum. İşte klasik ben. Ama baktım hem beğeniyorum hem beklediğim kadar gevşek biri değil hem de benim o her kızda denediğim şeyleri yapamayacağım biri. Başlarda bu ilişki 10 günü görmez diye düşünürken bir İstanbul seyahatı ve sonrasında yaşadığım dramatik bir olayda benim yanımda oluşu yeterli oldu birçok şey için. Aslında yukarda bahsettiğim ve vesikalık fotoğrafını hala cüzdanımda taşıdığım kızın benim için böylesine hoş bir hatıra kalmasının sebebi ne biliyor musunuz ? Yakın bir arkadaşımı kan kanserinden kaybettiğimizde yanımdan ayrılmadı bana moral için. Evet sadece bu.

Daha önce yaşadığım ve bundan 3 yıl öncesine dayanan o travmatik olaydan sonra kimseye karşı aynı duyguları beslememeyi tercih ettim. Hoşlandığımı ve konuşmaktan zevk aldığımı hissettiğimde kapıyı kapatıp çıktım her defasında. Ama neden bilmiyorum içimden bir ses yahu bu sefer şansını dene dedi. O kadar korkarak söyledim ki duygularımı. Birine olan duygularını anlatmanın ne derece felaket olduğunu biliyordum çünkü. Ne kadar korksam da açık açık söyledim duygularımı. Başlarda pişman olmadım, ancak sonraları bu duygularım yoğunlaşmaya ve korku yerini mutluluğa bıraktığında 'galiba gerçek aşkı buldum' diye çok düşündüm. Hatta bir insana tüm geçmişini anlatmak aslında ona seni seviyorum demek değil midir ? Ben bunun bilincinde bahsettim bunlardan.

3 yıl önce yaptığım gibi, yine biriyle gelecek hayalleri kurdum. Umut bağladım hayallerime ortak ettim. Ama sonu gene hüsranla bitti. 3 yıl sonra yine aynı duyguları yaşıyorum. Bu sefer eskisi kadar ağır değildi ama 3 yıl önceki olaydan en önemli farkı, kendimi bir hiç hissettim. 3 yıl önce ise kendimi çok değersiz hissetmiştim. Bu iki hissin farkını yaşadıkça anladım.

Bazı şeyler tekerrür etti. Ben birilerine gözlerimi kapatıp güvenmeyi her seçtiğimde sonuç hep aynı oldu. Bundan önce kısa uzun ciddi gayri ciddi çok ilişkim oldu ancak hepsine karşı hissettiğim duygu, 1 haftalık bir öfkeydi ve hepsi son buldu. Ama o şahsa olan hislerim ne bir öfke ne bir sinir. İçinde bir gram dahi sevgi hissedemediğim katı bir nefret.

Ve bugün tam 3 yıl oldu. Hatırlıyorum da eskileri, ben her geçen gün ondan daha büyük nefret ediyorum. Ve bunun en önemli sebeplerinden biri de şu: Bana son sözlerinden biri 'benim gibi seveni çok arayacaksın' gibiydi. Ve kalbimin kapılarını kime açmaya kalktıysam hep üzülen ben haklı çıkan o oldu. Ve geçen seneki o olayla bu son yaşadıklarımı da işin içine katınca, onun haklı çıkması beni çıldırtıyor. Bu bir inat değil. Ancak bu kadar nefret ettiğim, 3 yıldır ölü mü sağ mı olduğunu dahi bilmediğim, ama bir gün gerçekten döve döve tekmelerle yumruklarla öldürmek istiyorum onu.

Çünkü ne yazık ki yine haklı çıktı ve ben artık denemeyi bıraktım. Son olarak bu nefret sonsuza dek sürecek ve 3 yıl önce yaşadığım o günkü olanları kimse bilmeyecek.

Geçemiyorum Serden

Bugün, yarın.. Bir hayat geçti
İnanılacak bi yalan seçtim (rap); eğdim başımı yürüdüm
Gezdim taşını, toprağı gördüm; sanırım sevdim yarışı
Kendimi devirdim onca sefer; bir kere getirmedi ruhuma devrim barışı
Durdu zaman, günleri mevsim sanışım
Önümde tonla hayal vardı; aptalca gurulanıp teptim yarını.
Kaybettim şehirde sessiz yanımı
İçimde hep çığlık var,
Yazmalıyım çığlıklarımı; boğmalıyım sığlıklarımı
27 sene çektim kahırı. Mutsuzluğun eksik tanımı.
Hayatımın içine ettim sanırım.
Param da bitti; belki bu ay sonu evsiz kalırım.
Anlayacağın yolum taşlı; karanlığım haneme dolup taştı.
Her saniye ağlamaklıyım. Büyümeyi beklerken çocuklaştım.

Cennet yağsa naçar yine bana düşer ah almak
Susarım seni anlatmam; canım yanar ah yar
Gülesin varsa naçar yine bana düşer ağlatmak
Yanarım yine kar yağmaz omuzlarıma

Nakarat:
Alem acı yanar adını keyfine yazarım
Ölürüm iki gece
Dünya yanar; azar hazanım
Gidecek bir yer olmasa gönlüme yar; açar mısın kapını?
Alem acı yanar adını keyfine yazarım
Ölürüm iki gece
Dünya yanar; azar hazanım
Herkes gibi yapar mısın sen de? Yakar mısın canımı? Söyle
Bölüm 2:
Geçemiyorum serden, kar kış dolu sergen. Ayaklarım buz tutmuş;
Ben nedense hep şikayetçiyim terden.
Burada cambaz olmak gerekmiş; burada, zayıfı ezmek erdem.
Yürümem bu ipte; bu ip, fazla alçak ve fazla yüksekte yerden.
Hayat, olamıyorum sana razı.
Nur beni geçsin sana yağsın.
Bir gün en sevdiklerinin söyledikleri salakça yalanları yakalarsın.
Ben söyleyemem; yanar ağzım.
Artık yatağında bir o yana, bir bu yana dönmekten bıkarsın;
O gece dönecek üçüncü bir yan ararsın.
Bu sebepten kaç yıl doğdu güneş?
Sonunda hava karardı.
Haziran sularında uyandım; hatam yoksa sabaha karşı.
Rap dediğin senin yok olmak; haram yolda aramak arşı.
Rap de hayat gibidir dostum; paran yoksa başaramazsın.

Alem acı yanar adını keyfine yazarım
Ölürüm iki gece
Dünya yanar; azar hazanım
Gidecek bir yer olmasa gönlüme yar; açar mısın kapını?
Alem acı yanar adını keyfine yazarım
Ölürüm iki gece
Dünya yanar; azar hazanım
Herkes gibi yapar mısın sen de? Yakar mısın canımı? Söyle

8 Nisan 2017 Cumartesi

Eskisinden daha güçlüyüm


[Verse 1]
Sen olmadan ben hiç'im derdin ve bende inanırdım.
Ciğerime ateş ettim, soluyamıyorum, nefes alamıyorum.
Sadece benimle yat, bebeğim, lütfen sarıl bana.
Ve sana yalvarıyorum, özür diliyorum, dizlerimin üstüne çöküyorum
Ağlıyorum ve çığlık atıyorum, "Bebeğim, lütfen terketme."
Ellerinden anahtarları güçlükle alıyorum, baskı uyguluyorum
Sen sadece gülüyorsun, dalga geçiyorsun, kahrolası benimlesin
Ve benden nefret etmelisin
Eğer dediğin gibi, seni rahatsız ediyorsam, neden benimle flört ettin?
Ve de yeterince benimleydin
Seni boğuyorum ve uçurumdan atlamak üzereyim..
 
[Hook]
Beni perişan edemeyeceksin çünkü beni eskisinden daha güçlü yapıyorsun
Senle tanışmadan önce, yemin ederim ki sen olmadan daha mutlu olurdum
Ve eğer hata yaparsam, devrilmeyeceğim, intikam alacağım
Ve "sikeyim seni!" diye bağırdığımda hala mütevazıyım
Çünkü eskisinden daha güçlüyüm
 
[Verse 2]
Sahip olduğun her şey güzel bir yüzdü
Çünkü bir diğer tarafın çirkin ve çılgındı
Ama sevdiğim her şeysin, seni sımsıkı tutuyorum, gidemezsin
Lütfen burada benimle kal, lütfen sarıl bana
Ve sana yalvarıyorum, özür diliyorum, dizlerimin üstüne çöküyorum
Ağlıyorum ve çığlık atıyorum, "Bebeğim, lütfen terketme."
Çünkü sen gitmiştin ve bana kalan her şeyi almıştın
Hiçbir şey bırakmadın benim için, hiçbir şey
Pekala beni bu rüyadan uyandırma bebeğim
Zihnimde hala beraberiz, ve hala bana aşıksın
Ta ki uyandığımda anlıyorum ki rüyam sona ermiş
 
[Hook]
Beni perişan edemeyeceksin çünkü beni eskisinden daha güçlü yapıyorsun
Senle tanışmadan önce, yemin ederim ki sen olmadan daha mutlu olurdum
Ve eğer hata yaparsam, devrilmeyeceğim, intikam alacağım
Ve "sikeyim seni!" diye bağırdığımda hala mütevazıyım
Çünkü eskisinden daha güçlüyüm
 
[Verse 3]
Çıkıp gitmiştin, neredeyse ölüyordum
Neredeyse senin işlediğin bir cinayete dönüşüyordu, travma geçirmiştim
Bu tıpkı uzun yolculukmuş gibi hissettirmişti
Benim yanımda olmayacaksan, gebermeyi tercih ederim
Kaç kere kustuğumu hatırlayamıyorum, küçük çocuklar gibi ağlıyorum
Odama giriyorum, radyoyu açıp gizleniyorum
Bonnie & Clyde olduğumuzu düşünürdüm
Yanılmışım, diğer taraftan sen Jeykll ve Hyde'dın
Seninle olan tüm ilişkimin yalan olduğunu hissediyordum
Sen ve bendik, neden bu senin arkanda olduğum hissini düşündürüyor?
Eğer yapabilseydin canımı bile alacaktın, alabilirdin de
Bu şuna benzer göğsüme bir bıçak saplayıp sağa doğru ittiriyormuşsun gibi
Sırtımın diğer tarafınada büyük çivileride saplamışsın gibi
Bir tartışma çıkarabilirdim ama yapmamıştım
O zaman, senin yaptığın gibi kimse bana zarar vermemişti
Şimdi geri getiriyorum, bunun gerçekleşme ihtimali ne olabilir?
Isır beni kaltak, bir ayakkabıyıda kemir
Bu sabah nihayet ayağa kalktım çenemi yukarı doğrulttum
Nihayetinde beni terk ettiğinden bu yana içimde ki yaşam belirtisini gördüm
Ve bana paramparça hayallerden başka bir şey bırakmadın
Bir hayatımız olabilirdi ve bizde içinde bulunabilirdik
Fakat içinde olduğum krizden kaçıyorum
Kendimi bir kez daha üzüntünün dışına çekiyorum
Birden bire ayağa kalkıyorum, bu boku sikeyim
Özür partisine geç kalmak üzereyim
Ama beni asla siktiğimin yumruğunu atarak yine dövemeyeceksin
Bir şampiyon gibi çenene yumruğu indiriyorum
O halde beni cezalandıramazsın kaybeden, seni yumruk torbam yapıyorum
Bugün 31 Kasımdı, bizim yıl dönümümüzdü. 2 yılımız ama sen 1 Mayısta ayrıldın
Bu günü takvime not almıştım, seni arayacaktım ama söyleyecek söz bulamıyordum
Ama o sözler şu anda aklıma geldi o yüzden sözleri bir mısraya söylemek için yerleştirdim
Ve sana teşekkür ediyorum çünkü olduğumdan daha iyi birisi olmamı sağladın
Ama senden nefret ediyorum, çünkü beni tükettin, sana herşeyi verdim, sense hiçbir şey vermedin
Eğer beni suçluyorsan, sen delisin ve sonrasında herşey söylenmişti ve bitirilmişti
Hala kızgınım, belkide... Kimseye güvenmemeliydim
 
[Hook]
Beni perişan edemeyeceksin çünkü beni eskisinden daha güçlü yapıyorsun
Senle tanışmadan önce, yemin ederim ki sen olmadan daha mutlu olurdum
Ve eğer hata yaparsam, devrilmeyeceğim, intikam alacağım
Ve "sikeyim seni!" diye bağırdığımda hala mütevazıyım
Çünkü eskisinden daha güçlüyüm

7 Nisan 2017 Cuma

Beni takip etmesen de beni takip ettiğini biliyorum

Sen bizim iliskimize el sözü kattın. Benim başkalarıyla konuşup kafama takılan beni aldatma ihtimalini duyunca verdiğin tepkiye rağmen bunu yaptın.

Sen, çağırmadan gelip masamıza oturan arkadaşının tavırlarından nasıl rahatsız olduğumu bildigin halde onun davet edilmeden gelmesine göz yumdun. Ve o masada bu rahatsızlığı bildiğim halde benimle konuşarak bu rahatsızlığımı gidermeye çalışmadın.

Sen, bana bu donemde destek icin yanımda olacağını söyledim ve benim senden beklentimin arkadaşlık olmadığını bildigin icin sana bilerek elimi uzattım. Hani arkadaşız ya biz artık.

Sen bu donemde öyle güzel destek oldun ki bana, gelecegini değiştirecek her hatayı anlık kararlarla verdim. 1 ay 1 hafta 3 gün önce olduğu gibi bugün de anlık hareketlerle gelecegi değiştirdin.

Sen, seninle olan diyaloğuma karışan ve bizle alakası olmayan bu iliskide yeri olmayan o insanın bana la atmasına sesini yükseltmesine tepki göstereceğine, benim sana sesimi yükselterek (uzaktan) konuşmama laf yaptın. Burada benim sana sesimi yükseltmem ya da küfür etmem yanındaki kişiyi zerre kadar ilgilendirmezken sen ondan taraf oldun.

Sen, onun yanında 'bizim aramızdaki bir mesele bu ve karışma, hadi ikiniz de isinize bakın demek yerine ondan taraf oldun.

Ben sevgilimin ister elini tutar ister sesini yükseltirim zamane dediğimde 'biz ayrıldık' diyerek aslında gercegi konuşmak yerine tarafını belli ettin. Sen haksız kişiye karşı değil tarafını seçtiğin kişiye yanaştın.

Sen, senin elini tutmak istediğimde seni benden çeken ve sözde seni düşünüyormuş gibi benle olan sorununu kullanan kişiyi seçtin.

Sevgilisinden ayrılıp aylardır senin de bunla basını sisiren o kızı seçtin. O kız da senin sevgilin olmamasını, gerekirse iki yalnız gerekirse iki Yen'i erkek arayan yalnızlar olarak seni yanına çekmek istediğinde sen bunu fark edemedin.

Sen herşeyi bilmediği halde 'bazı seyleri bilmiyor' dediğin o şeyler bilmiyor dediğin o kıza 'bilmediğin seyler var karışma' diyemedin.

Sen, ben ister doverim ister severim sanane dediğimde sanki seni dovmusum gibi bağıran ve insanları oraya çekmek icin caba gösteren ve bunu başaran kişiyi seçtin unutma. Ben seni dovmedim. Ama onun yaptığı laf çarpıtma ile beni orada başkalarına dovdurme çabasını görmezden geldin.

Ve sen, bir omur geçirmeyi hayal ettiğin kişi yerine 1 yıl öncesine kadar nefret ettiğin, 2 yıl sonra sohbeti bile kesip uzaklaşacağın kişiyi seçtin.

Unutma, bizim tanıştığımız gün sen çok yakın iki arkadaşınla (Ayşe mesela) kavga etmiştin. Ve bir gün gelip bugün tercih ettiğin o aptalla aran açıldığı zaman, geleceği nasıl değiştireceğini anlayacaksın.

Yanındaki ile alakalı değil, seninle olan iliskimi konuşacağım beni ara dediğimde önce telefonu kapattın anlarım ama sonra beni her yerden engellemek de senin anı kararlarla verdiğin en büyük hata olarak tarihe not düşülsün.

Gün gelir yanındaki o aptalla aran açıldığında 'ben bu salağı korumak icin mi o çocuğu orada bıraktım hayatımdan çıkarttım ve o zor döneminde ona en büyük hatamı ve zorluğu o an yaşattım' diye ağlandığında bu dediklerimi de iyi hatırla.

İnsanlar yeri geldiğinde ailelerini karşılarına alırken sen 1 yıldır tanıdığın o kişiyi seçtiğin icin zaten iyi ki bugün sonsuza kadar kesin şekilde bitmiş. Çünkü ileride başka birileri icin beni bırakmandan daha iyi bu.

Senin ne kadar saygısız, ne kadar bu iliskiye değersiz yaklaştığını anladım son kez. Ben sana verdiğim sözleri tutacağım ama. O fotoğrafları sonsuza dek silmeyeceğim ve hesabı da o şekilde kapatacağım. Bakalım sen o kolyeyi dediğin gibi atmayacak misin ? Bakalım sen kimin kollarında mutluluk arayacaksın ? Öptüğünü her dudakta beni hatırla.

Sen bugün Benim geleceğimle oynamaktan ziyade bizim geleceğimizle de oynadin. Ve ben bu geleceği tek basıma kurduğumda 'zor günümde en büyük yanlışı en büyük hatayı en büyük tekmeyi ben attım' diye düşünüp karşıma çıkmaya karar verirsen Allah şahidim olsun o gün telefonda ettiğim küfürler eksik kalır, duymadığın küfürler öğretirim sana.

Şimdi bunu okuyacağını ve o çok sevgili arkadaşın gibi beni ara ara da olsa nadir de olsa izleyeceğini biliyorum. O yüzden son sözlerimi de buradan yazdım.

Ve bu bana dair hayatta gördüğün son hayat belirtisi olsun. Bir daha benim pesimi bırak benden uzak dur beni takip etme hiçbir yerden.

Sen, böylesini seçtin. Ben senle kurduğum geleceği başkaları ile yasamayı da bilirim, zorlamayla onlarla mutlu olmayı da. Ama sen bana inat bana nispet ya da üzüntüden gidip kendini birilerinin kollarına atacak kadar düşersen de şaşırmam. Bugün bizle alakalı olmayan birini bu iliskiye dahil edip ardından birilerinden huzur beklemen nasıl şaşırtabilir ki beni ?

Not: diğer arkadaşına mesaj atma sebebim, 'telefonu kapalı ve suna söyle telefonunu açsın ya da beni bir şekilden arasın' demek içindi. Sonra da engellediğini fark edince diğer mesajı attım.

Çünkü konuşacak birşey kalmadığını anlamak zor değildi.

Şimdi yanındaki çok sevgili arkadaşın, Emrah beyin sevgilisi ve sen sonsuza kadar benden uzak Allah'a yakın olun. Şimdi al o çok sevgili arkadaşını bi tarafına sok.