9 Nisan 2017 Pazar

Bugün tam 3 sene oldu. Aslında bunu buraya yazmak istemezdim ama bilgisayarımdaki günlük programının süresi dolduğu için buraya yazıp ara ara okumayı da tercih edebilirim diye düşündüm.

Nereden başlanır bilmiyorum ancak içimde bitip tükenmek bilmeyen bir nefret var. Ve bu nefret sebepsiz değil.

Anlatamadığım, anlatmak isterken bile ağzımdan çıkmayacak kelimeleri içeren bir olay yaşadım bundan 3 yıl önce. Henüz 21 yaşındayken başıma gelen bu olayı şöyle anlatabilirim: Hayatımın en umut dolu ve en kötü günüydü. Tartışmasız yaşadığım en kötü gündü. Ve bu kadar kötü bir günü daha yaşamak istemiyorum. Aslında bu yüzden yıllarca bir ön yargıyla yaklaştım karşı cinse.

Hayallerimde her zaman yer eden, her zaman başımı yastığa koyduğumda hayali gözümün önüne gelen o insanın bana yaptığını unutamıyorum. Ona karşı öyle bitip tükenmez bir nefret hissediyorum ki kelimelerle dahi anlatamam. Çünkü benim zihnimde o, doğmamış kızımın, yaşamadığım geleceğin katili.

Bana yaşattıklarını değil anlatmak, yazamam bile. O gün Sakarya kent meydanında saatlerce oturdum. Dayanamayacak gibi olunca bir an önce bu şehri terk etmeliyim diye düşünüp otogara gittim. Bandırma'ya dönüşüm tam 4.5 saat sürdü. Bütün gece uykusuz kaldığım için yolda uyuyabileceğimi düşündüm ama beynim o kadar yorulmuş içim o kadar ezilmişti ki utanmasam ağlayabilirdim.

Bandırma otogarda inip ta yurda kadar 3 saat yürüdüm. Düşünmeye yalnız kalmaya ve belki zorlarsam ağlamaya ihtiyacım vardı.

Bana çok kötü şeyler hissettiren o kişiye olan nefretim her geçen gün arttı. Öyle ki, bundan 1.5 ay önce Sakarya'dan iş teklifi aldım. Benim kabul edebileceğim bir maaş dahi veriyorlardı. Ancak onunla aynı şehirde yaşamak değil o şehirden bile geçmeye tahammülüm olamaz. Bu iş teklifinden kimseye dahi bahsetmedim. Çünkü benim hislerimi bilmeden git bi dene diyecek birileri çıkmasını istemedim.

3 sene önce bugün o kadar büyük bir travma yaşadım ki tüm fikirlerim alt üst oldu. Biriyle gelecek kurabilmek için 5 yıllık okulunu 4 yılda hatta zorlasa 3.5 yılda bitirebilecek ve bir an önce iş hayatına atılıp bu hayale ulaşmak isteyen biriyken tüm gelecek planlarım değişti.

Başta kendime yakıştıramadım ama sonra iyice alışıp çok farklı bir insan olmayı tercih ettim. O güne kadar henüz 3 kızla konuşmuş flört etmiş ve sevgililik yaşamıştım toplam. Ve 10 Nisan 2014'den Eylül 2014'e kadar 35 den fazla kızla ilişkim oldu. 1 saatlik bir günlük 2 günlük ve hatta tek gecelik.

Ardından karşıma gerçekten iyi niyetine inandığım bir kız çıktı. Ona gerçekten çok değer verdim ancak sevmek istemedim. Sevmeye başladığımı iyice hissedince kurtulmak için belki saçma bir yoldu ama aldatmayı seçtim. Ve gidip itiraf ettim. Birinin nefretini kazandım ancak o hala benim için tanıştığım en özel insanlardan biri. Ve bu yüzden hala vesikalığı cüzdanımda.

Sonrası çorap söküğü gibi geldi zaten. 1 günde 3 kızla görüşüp 2 sine teklif edip biriyle ciddi ayağına takılıp çok kişinin duygularıyla oynadım. Belki çok klişe olacak ama tamamen içimdeki nefreti söndüremediğim içindi bu. Yazdığım her kız, öptüğüm her dudak, birlikte tek kişilik yatağa girdiğim her kız benim için sanki bir intikamdı. Bu yüzden de biri gidiyor biri geliyordu. Hatta 2015 Mayıs'ında birinden iyice hoşlanmaya başlamıştım ki kendisi kanımca Bursa'da yaşayan en güzel ilk 5 kızdan biriydi. Ona aşık oluyor gibi hissedince suni bir kavga çıkartıp ayrılmıştım. Üzüldüm ama bunu göze almıştım.

Ardından bir kızdan etkilendim. Yani gerçekten ilk görüşte aşk gibiydi. Sonra karşılığı acı bir şekilde olunca (2016 ocak) kan beynime sıçradı. Haziran ayından eylül ayına kadar yine ben yine aynı bendim. Birileriyle konuşmayı görüşmeyi el ele dolaşıp akşam ayrılmayı adet belledim. Hatta 36 yaşında bir kadınla 10 gün ilişki yaşadığım dahi olmuştu. Ve 30 yaşında da 2 günlük bir ilişki.

Sonra 1 ay kafa dinlemeyi tercih etmiştim ki biriyle tanıştım. Ona da aynı şeyleri düşünüyordum. İşte klasik ben. Ama baktım hem beğeniyorum hem beklediğim kadar gevşek biri değil hem de benim o her kızda denediğim şeyleri yapamayacağım biri. Başlarda bu ilişki 10 günü görmez diye düşünürken bir İstanbul seyahatı ve sonrasında yaşadığım dramatik bir olayda benim yanımda oluşu yeterli oldu birçok şey için. Aslında yukarda bahsettiğim ve vesikalık fotoğrafını hala cüzdanımda taşıdığım kızın benim için böylesine hoş bir hatıra kalmasının sebebi ne biliyor musunuz ? Yakın bir arkadaşımı kan kanserinden kaybettiğimizde yanımdan ayrılmadı bana moral için. Evet sadece bu.

Daha önce yaşadığım ve bundan 3 yıl öncesine dayanan o travmatik olaydan sonra kimseye karşı aynı duyguları beslememeyi tercih ettim. Hoşlandığımı ve konuşmaktan zevk aldığımı hissettiğimde kapıyı kapatıp çıktım her defasında. Ama neden bilmiyorum içimden bir ses yahu bu sefer şansını dene dedi. O kadar korkarak söyledim ki duygularımı. Birine olan duygularını anlatmanın ne derece felaket olduğunu biliyordum çünkü. Ne kadar korksam da açık açık söyledim duygularımı. Başlarda pişman olmadım, ancak sonraları bu duygularım yoğunlaşmaya ve korku yerini mutluluğa bıraktığında 'galiba gerçek aşkı buldum' diye çok düşündüm. Hatta bir insana tüm geçmişini anlatmak aslında ona seni seviyorum demek değil midir ? Ben bunun bilincinde bahsettim bunlardan.

3 yıl önce yaptığım gibi, yine biriyle gelecek hayalleri kurdum. Umut bağladım hayallerime ortak ettim. Ama sonu gene hüsranla bitti. 3 yıl sonra yine aynı duyguları yaşıyorum. Bu sefer eskisi kadar ağır değildi ama 3 yıl önceki olaydan en önemli farkı, kendimi bir hiç hissettim. 3 yıl önce ise kendimi çok değersiz hissetmiştim. Bu iki hissin farkını yaşadıkça anladım.

Bazı şeyler tekerrür etti. Ben birilerine gözlerimi kapatıp güvenmeyi her seçtiğimde sonuç hep aynı oldu. Bundan önce kısa uzun ciddi gayri ciddi çok ilişkim oldu ancak hepsine karşı hissettiğim duygu, 1 haftalık bir öfkeydi ve hepsi son buldu. Ama o şahsa olan hislerim ne bir öfke ne bir sinir. İçinde bir gram dahi sevgi hissedemediğim katı bir nefret.

Ve bugün tam 3 yıl oldu. Hatırlıyorum da eskileri, ben her geçen gün ondan daha büyük nefret ediyorum. Ve bunun en önemli sebeplerinden biri de şu: Bana son sözlerinden biri 'benim gibi seveni çok arayacaksın' gibiydi. Ve kalbimin kapılarını kime açmaya kalktıysam hep üzülen ben haklı çıkan o oldu. Ve geçen seneki o olayla bu son yaşadıklarımı da işin içine katınca, onun haklı çıkması beni çıldırtıyor. Bu bir inat değil. Ancak bu kadar nefret ettiğim, 3 yıldır ölü mü sağ mı olduğunu dahi bilmediğim, ama bir gün gerçekten döve döve tekmelerle yumruklarla öldürmek istiyorum onu.

Çünkü ne yazık ki yine haklı çıktı ve ben artık denemeyi bıraktım. Son olarak bu nefret sonsuza dek sürecek ve 3 yıl önce yaşadığım o günkü olanları kimse bilmeyecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder