16 Nisan 2017 Pazar

Peki ya şimdi ne olacak ?

Türkiye'de 16 nisan 2017 günü yapılan referandumla çalınan oylar kullanılan mühürsüz sahte pusulalar ve bilimum yolsuzlukla Evet zorla ite kaka çıkartıldı. Bu sonuç meşru mudur ? Türkiye gibi hukuksuz bir ülkede evet meşrudur. Peki vicdanen ? Hayır değildir. Çünkü Hayır diyenler vicdanen de meşru olmasını istiyordu. Ancak Müslümanım diye geçinen, Müslüman namaz kılıyor diyerek oy verdikleri şahsın oy çalmasına hak yemesine hele de kul hakkı yiyip kendini peygambere benzeterek kısmen şirke girmesine göz yumuyorlar çünkü o Allah'ın peygamberlik yetkisi vermediği bir gizli peygamber onların gözünde. Neyse ki son peygamber belli. En azından AKP seçmeninin henüz %50 si Erdoğan'ın peygamber olmadığını düşünebiliyor. Ya Kuranı kerim de Hz. Muhammed'in son peygamber olduğu yazılmamış olsaydı ?

Neyse...

Peki bundan sonra ne olacak ?

Öncelikle fikirlerim bana ait ve bağımsız olduğunu belirteyim. Sadece bir öngörüdür.

Tarihte, totaliter rejim, elitist yönetim, oligarşik yönetim, tek parti yönetimi, tek adamlık, diktatörlük, tiranlık gibi birden çok türü ve ismi olan bir sisteme zorla geçirildik. Bu sistemde sadece AKP'nin ve AKP'nin türevi olan sağ partilerin iktidar olabileceğini herhalde referanduma gidip oy kullanabilenler olarak akıl edebilmişsinizdir. Bunu bilmeden oy kullandıysanız kendinizi sorgulayın.

Bu dakikadan sonra Anayasamızda gözle görülemeyen ama gözlerinizi kapatıp beyninizi çalıştırdığınızda daha net görebildiğiniz bir madde yer alacak. Türkiye Cumhuriyeti devleti, Recep Tayyip Erdoğan ve Partisinin ortak malıdır.

Bu maddeden yola çıkarak artık anayasal olarak bir Kaddafi (Zalim olanından) - Esad (Katil olanından) - Saddam (Korkak olanından) - Mübarek (Münafık olanından) - Zeynel bin Abidin (Hırsız olanından) var olacak. Peki bu kişilere ne oldu ? Herhalde her yerde siyasetle alakalı ahkam kesecek kadar siyaset bilimi profesörü olduysanız bu şahıslara ne olduğunu da biliyor olmalısınız.

Zeynel Bin Abidin soyduğu Tunus'un tüm hazinesini yanına alarak ülkeyi terk etti. Kaddafi çektirdiği zulümler karşısında eziyet ve işkence ile halk tarafından öldürüldü. Mübarek 'Müslüman Kardeşler' tarafından köpeği olduğu batıya kaçmaya zorlandı. Saddam bir hücre deliğine saklanırken yakalanıp idam edildi. Esad milyonlarca kişiyi öldürüp evinden edip koca bir ülkeyi gerekirse taş üstünde taş bırakmayacak kıvama getirmesine rağmen inatla baştan inmedi. Çünkü o ülke onun 'tapulu malı !'.

Dipnot eklemekte yarar var. Bu ülkelerin hepsinde seçim yapılıyordu. Her seçimi de tarihi rekorlarla bu diktatörler kazanıyordu.

Lafı daha da uzatmadan meseleye geliyorum. Avrupa'ya kafa tutan, basına ve toplumun muhalif kesimine işkence gibi bir hayat yaşatan, ülkesinin dünyadaki prestijini yerin dibine soktuğu için başka ülkelere gitmek isteyenlerin de gidemediği bir ülke olan Türkiye'nin lideri RTE, 'ciddi bir tehlike' olarak şimdiden konuşuluyor. Ve yakın gelecekte 'lan zaten bu meclisteki 600 kişinin kavgalarla çıkarttığı kanunları ben bir gecede çıkarabiliyorum ey amasyalı kardeşim bu 600 vekile boşu boşuna yılda 500 trilyon maaş vermek ayıp değil mi yazık değil mi ?' diyerek bir nevi halkın desteğiyle (yine yolsuz seçimle) veya kendi kafasına göre bir gecede meclisi kaldıracak. O çok benzetildiği Abdülhamit'in yaptığı gibi.

Demokrasinin askıya alındığı, insanların baskıyla yaşadığı, kaçmak isteyince başka ülkelerin almadığı, kalmak istediğinde ise yaşayamadığı bir ülkeye Avrupa ve ABD demokrasi getirecek.

Evet kardeşim Avrupa NATO ve ABD adı her ne olursa olsun birileri bu topraklara demokrasi getirecek. Ülkenden Yunan postalını temizleyerek demokrasiyi getiren Mustafa Kemal'in 100 yıl önce yaptığını sen 94 sene sonra tekrar tersi şekilde başarıp demokrasiyi çöpe attın. Ama o gün Mustafa Kemal'in yaptığını bugün Batı yapacak. Bugün evde zorla tutulan %50 Batı ülkelerinin işgaline karşı hem bir milli bilinçle hem de peygamberlerini korumak için meydanlara çıkacak.

Velhasıl kelam iç savaş için çanlar çalıyor arkadaşlar. Ne yazık ki sonuç böyle olacak. Siz 15 Temmuz'da sokağa çıkıp demokrasiyi kurtardık dediniz, her cadde ve meydana 'demokrasi' adını verdiniz ama bu gece demokrasiden vazgeçtiniz. Ve bunu 8 ayda nasıl becerdiniz inanın anlamak çok zor. Ve... 15 Temmuz'da koruyup 16 Nisan'da çöp kutusuna attığınız demokrasiyi Batı dünyası zorla senin ülkene getirecek.

Bu iç savaş ve işgalde Suriyeliler gibi vatanımızı terk edip ihanetle başka ülkelere mi kaçacağız ? Demokrasi ve insanca yaşam için Sömürgeci emperyalizme destek mi olacağız ? Diktatörü yıkıp demokratik rejime geçmek için Batı'yla beraber mi hareket edeceğiz ? Yoksa diktatörümüzü korumak için işgalcilerle mi savaşacağız ?

Sonuç olarak iç savaşa hazır mıyız ?

Minareyi çalan kılıfını elbet hazırlamıştır.

Yoksa siz sonrasında ne olacağını bilmeden evet vermiş olamazsınız dimi ? Herhalde bunları düşünmüşsünüzdür. Bu yüzden iç savaş ve işgalde ne yapacağınıza da çoktan karar vermiş olmalısınız.

Şahsen ben henüz veremedim. Ülkemizi mi kendimizi mi düşünmeliyiz bu aşamadayım. Çünkü ülkemiz bizi hiç düşünmedi ve kendim ve ailem için bir karar alabilirim.

Neye evet dediğini bilmeden 'düşünmeden' evet diyen arkadaşlar bence siz de hazırlıklarınızı ona göre yapın geç kalmadan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder